Antalya,  Yurt içi

Yanartaş (Chimera) Çıralı

Yanartaş

Yanartaş- Çıralı’da, antik çağlardan bu yana hiç sönmeden yanan ateş; bir doğal gaz kaynağının, çatlaklardan yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Eskiden daha güçlü yanan ateş, zaman içinde küçük ancak çok sayıda aleve dönüşmüştür.

Gündüz daha belirsiz olan alevler, akşam saatlerinde daha belirginleşip, daha etkileyici bir görünüm kazanıyor.

Yanartaş-Çıralı

Yanartaş- Chimera’ya, ören yeri girişinden yaklaşık 20-25 dakikalık bir tırmanışla ulaşılıyor. Bu tırmanışı kolaylaştırmak ve manzaranın tadını daha çok çıkarabilmek için tırmanışa, gündüz başlamak daha iyi olacaktır. Gündüz; gün ışığıyla rahat rahat yukarı çıkıp orada manzaranın tadını çıkarmak, akşam saatlerinde artan ateşin ışığını izlemek, Yanartaş’tan daha çok keyif almanızı sağlayacaktır.

Çıralı Haritası

Çam ağaçlarının arasında ve sakin bir doğada bulunmak ve burada yürüyüş yapmak insanı, aynı buranın doğası gibi tazeliyor. Doğada olmanın insana, kesinlikle hem fiziksel hem de ruhsal olarak faydası var.

Çıralı

Biz, plajdan çıkıp yukarı tırmandığımız için plaj terliğiyle yukarı çıkmak, zaman zaman beni zorladığı için size tavsiyem; altı düz, spor bir ayakkabıyla yukarı tırmanmanızdır.
Yanartaş’a ulaştığınız zaman soluduğunuz hava ve gördüğünüz manzara sayesinde anlıyorsunuz ki, buranın çok farklı bir enerjisi var. İnsan, burada kendisini huzurlu, enerjik ve iyi hissediyor. Tepeden; aşağıda görünen denizi izlemek ve etraftaki ağaçlar, ortamın güzelliğiyle birleşince insana ayrı bir keyif veriyor.

Yanartaş’taki tarihi kalıntılar; gizemli bir şekilde yanan bu ateşin olduğu mekâna, ayrı bir gizemli hava vermektedir.
Bu kalıntılar, Roma ve Bizanslılardan kalmadır. Bölgede bulunan en eski yapı, ilkçağlarda Hephaistos’a adanmış olan tapınaktır. Günümüzde, bu yapıdan geriye fazla bir şey kalmamıştır. Burada bulunan kalıntılardan bir tanesi antik bir Bizans kilisesine ait olup, bu kalıntının henüz kazısı yapılmadığı için kilisenin, erken Bizans dönemine ait olduğu düşünülmektedir. (Ms. 6yy)

Yanartaş

Benim için ayrı bir sürpriz de, havanın kararmasıyla birlikte dijital fotoğraf makinesinde çektiğimiz fotoğraflarda belirilen beyaz baloncukların adeta üzerimize yağması oldu.

Size son olarak tavsiyem; hava karardıktan sonra iniş yolunda yolu aydınlatan herhangi bir ışık olmadığı için yanınızda, küçük bir el feneri bulundurmanızdır.

Figen Karaaslan Seyyahça © Ocak 2012

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir