Kilise

Ayın Biri Kilisesi

Ayın Biri Kilisesi ismini ilk duymam, tarot baktırmaya gitmemle olmuştu. Tarot bakan kişi bana, bu kiliseden kendi aldığı anahtarlardan birini vermişti. Seçtiğim bir konuda genel şans gibi bir dilek diledim. Ayın Biri Kilisesi detaylarını çok bilmediğim için o anahtar yıllar içinde kayboldu gitti. Büyük ihtimalle spesifik bir şey dilemediğim için pek bir şey olmadı.

Uzun zaman sonra bir arkadaşım, bana ailesiyle birlikte bu kiliseye gittiklerini ve dilek dilediğini söyledi. Bundan yaklaşık bir yıl sonra bana, dileğinin olduğunu şimdi kiliseden aldığı anahtarı geri vermesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda dileği olduğu için çikolata dağıtması da gerekiyormuş. Bana, sen de gelir misin dedi. İyi ben de merak ediyordum zaten gidelim dedim ve yaklaşık bir yıl önce bu kiliseye gittik. Normalde kilise girişinde çok uzun kuyruklar olurmuş ama şansa pek bir sıra beklemedik. Gelmişken, ben de dilek dileyeyim dedim. Şimdi kısaca bu kilisenin tarihine bakalım sonra, ‘kilisede ne yapılıyor’un detaylarını anlatacağım.

Ayın Biri Kilisesi Tarihçesi

Ayın Biri Kilisesinin tarihi 1080 yıllarına kadar uzanıyor. Bina, uzun bir süre kullanılmamış ve neredeyse çürümeye yüz tutmuşken, İstanbul’un işgalinden sonra bir Rum aile bu binayı satın almış ve ev olarak yerleşmiş. Ailenin kızı tarafından, bir gece görülen rüya ile evin kaderi değişmiş.

Ayın Biri Kilisesi’nin Hikayesi

Evde yaşayan Rum ailenin kızı Maria, rüyasında Meryem Ana’yı görüyor. Meryem Ana, kıza rüyasında evin altında bir Ayazma olduğunu söylüyor. Kız, uyandıktan sonra gördüğü rüyayı ailesine anlatıyor. Bu rüyanın üzerine, evin altında araştırmalar başlıyor. Yapılan araştırmalardan sonra evin altında gerçekten bir ayazma olduğu ortaya çıkıyor.

Ayazma: Hristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen ve şifalı olduğuna inanılan su kaynağıdır. Ayazmanın ortaya çıkmasıyla ev, kutsal kabul edilip kiliseye dönüştürülüyor.  

Kilisenin isminin ‘Ayın Biri’ olmasının sebebi ise; yılda bir kez ve yalnızca bir ay toplanılıp burada dua edilmesi ve ibadet yapılmasıdır. Bu ayin ise, her yıl 1 Ocak’ta gerçekleşiyor.

Dilek Dileme Süreci

Adına uygun bir şekilde kiliseye, ayın birinde gitmeniz gerekiyor. Kalabalık nedeniyle kapıdan içeri girebiliyorsanız giriyorsunuz.  Kilisenin dış kapısında dileyeceğiniz dileğe göre minik ev, araba, bebek, yüzük gibi semboller satılıyor. Kiliseye girdikten sonra oradaki görevliden anahtar alıyorsunuz. Tüm dilekleri için bir tane alan olduğu gibi her dilek için ayrı alan da var. Ben de gittiğimde, başkası için alabilir miyim acaba dedim. Kesin kurallar olmasa da, sanırım dileğin olması için herkesin o süreci kendisinin yaşaması gerekiyor. Anahtarla birlikte isteğe bağlı olarak mum da alıyorsunuz. Anahtarın bir tanesi 4 lira. Mum da 3 lira filan… Burada önemli olan detayı atlamamak lazım. Bu anahtarlar, dilek dileyip anahtarı yanında taşıyıp dileği olunca kiliseye geri iade edilen anahtarlardan oluşuyor. Yani olumlu dua, niyet enerjisi var bu anahtarlarda. 

Anahtarı aldıktan sonra isterseniz papaza isminizi söyleyerek, din adamının hayır duasını alıyorsunuz. Bunun karşılığında 5-10-20 ne kadar isterseni kiliseye bağış yapıyorsunuz. Elinizde anahtarlarınız, peder tarafından da kutsandıktan sonra sıra geliyor anahtarın enerjisini, kilisenin enerjisiyle doldurmak. Bir nevi ritüel gibi… Kilisedekiler, elindeki anahtarı kilise azizlerinin ikonası önünde dua ediyor, ikonanın olduğu deliklere temsili olarak elindeki anahtarla, sanki kilidi açma hareketi yapıyor. (İnanın ya da inanmayın yapın veya yapmayın ben sadece olanı anlatıyorum. Bu bilgiyle ne yapacağınız, tamamen size kalmış.) Bu işlem birçok ikonanın önünde tekrarlandıktan sonra alt kata ayazma bölümüne iniyorsunuz. Orada küçük plastik şişeler satılıyor. O şişelerden satın alıp, şişeye bu şifalı sudan doldurabiliyorsunuz. Su içiliyor. 

Bunu da yaptıktan sonra kaldı elinizde mumlar. Şimdi onu da anlatıyorum:) Mumlar için de kilisenin dışında olan dua kısmında dilek dileyip mumu, diğer mumların ateşiyle yakıp kuma dikiyorsunuz. İşlem bu kadar…

En son da, arkadaşın dileği olduğu için kilise içindekilere çikolata ikram ettik. Eyüp Sultan’da dileği olanların cami önünde lokum dağıtmasıyla aynı olay. Ben de arkadaşımla birlikte bunları yaptım ve dileğimi diledim. Oldu mu dersiniz? Evet! Tam bir ay sonra kendimi Ayın Biri Kilisesi’nde anahtar teslim ederken ve çikolata dağıtırken buldum. Gitmişken yine bir şeyler diledim tabii. Dileğiniz olduktan sonra da aldığınız dilek sembolünü suya atmanız gerekiyor. Bu da Hıdırellez’deki dileklerin hemen hemen aynısı…

Her şey, aslında enerji ve niyet meselesi. Arkadaşın dileğinin olması, o pozitif enerjiyle ben de bir şey diledim. Pozitif enerji ve inançla niyet ve dua ediyorsunuz ve bu enerjiyle dileğiniz gerçekleşiyor.

Ayın Biri Kilisesi, Fatih ilçesinde Vefa semtinde bulunuyor. Manifaturacılar Çarşısı’ndaki ara sokaktan geçtikten sonra kiliseye ulaşıyorsunuz. 

Figen Karaaslan

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir