Antalya,  Yurt içi

Antalya Beldibi

Bu yazımda Antalya Beldibi hakkında bilgi vereceğim. Beldibi, deniz ve dağın birleşimiyle insanlara hem deniz hem de dağ manzarası güzelliğini bir arada sunuyor. Öncelikle Antalya Beldibi’nin tarihçesine biraz bakalım.

Beldibi’nin Tarihçesi

 Antalya-Beldibi

Beldibi’nde henüz çok fazla kazı ve araştırma yapılmamış olduğundan, kentin tarihi hakkında elimizde yeterince bilgi bulunmamaktadır.

Antik dönemlerde Göynük Çağı Vadisi, önemli bir konuma sahipti. Eldeki bulgulara göre; platodan kıyıya inen tüccarların, kıyıyı takip ederek batıda Phaselis’e doğudaysa Attelia Ovası’na geçmişlerdir.

Beldibi

Beldibi, Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlıdır. Beldibi’nin denizi gayet temiz. Denizin temizliği dışında, beldenin sakinliği de insana huzurlu bir tatil geçirme imkanı veriyor.

Antalya’nın diğer ilçelerinde olduğu gibi Beldibi’nde de deniz suyu sıcaklığı yüksek olduğu için Eylül ayının sonlarında dahi üşümeden denize girebiliyorsunuz. (Eylül ayında, Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı ortalama 27-28 derece olarak ölçülüyor.)

Beldedeki çam ağaçlarının yanı sıra Toros Dağları da varlığıyla, dağ ve deniz manzarasını daha da büyüleyici kılıyor. Beldibi’nin denizinin berrak sularının içinde rahatlayıp, gevşerken; bir yandan da çamların ve çam ağaçlarıyla kaplı dağların mükemmel görüntüsüne bırakıyorsunuz kendinizi. Antalya Beldibi’ne ağırlıklı olarak Rus turist gelmektedir.

Beldibi

Beldibi’nin Turistik Yerleri

Beldede pek tarihi ve turistik yer bulunmamaktadır. Beldibi’nde en çok bilinen ve turistik olarak gezilen yer ise Beldibi Mağarası’dır. Ancak sakinliği, dağ ve deniz manzarasıyla deniz kum ve güneş tatilinden beklediğiniz her şeyi ziyaretçilerine sunuyor.

Beldibi Mağarası

Antalya-Kemer sahil yolunun yaklaşık 40. km’sinde Çamdağ tünelinin hemen çıkışında yer alan bir kaya altı sığınağıdır. Mağara, Obaköy mevkiindedir.

Burası Antalya bölgesinin ikinci önemli Prehistorik merkezi durumundadır. Mezolitik Çağa ait, seramikli ve seramiksiz bölümleri en iyi şekilde, Beldibi Mağarası’nda bulunan malzemelerle tanınmaktadır.

Çakmaktaşı gereçlerin yanı sıra, çanak-çömlek parçaları ve özellikle aşı boyası ile kayalar üzerine yapılmış yaban keçisi ve benzeri hayvan figürleri ile oldukça dikkat çekicidir. Kayalar üzerine yapılmış olan bu resimlerden, mağaranın o dönemlerde avcılar tarafından bir sığınak olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Figen Karaaslan Seyyahça © Aralık 2011

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir