Deprecated: The each() function is deprecated. This message will be suppressed on further calls in /var/www/seyyahca/wp-content/plugins/js_composer/include/classes/core/class-vc-mapper.php on line 111
Aziz Nikolaos'un Hayatı
Antalya,  Müzeler

Aziz Nikolaos’un Hayatı

Noel Baba olarak bildiğimiz Aziz Nikolaos’un; Noel’de birçok yere giderek çocuklar için getirdiği hediyeleri evlerinin bacasından atması ve Demre’de yaşamış olmasının dışında, onun hayatına dair ne biliyoruz acaba?

Aziz bir insan, Tanrı hizmetkarı ve din adamı olan Nikolaos, çocuklara hediye dağıtmaktan çok daha fazlasını yapmıştır. Bildiğimiz efsanelerden biraz uzaklaşıp, Azizin gerçek yaşam hikayesine doğru bir yolculuğa çıkalım…

Aziz Nikolaos M.S. 250 yılında Likia’nın Patara ilçesinde dünyaya gelmiştir. Ailenin tek çocuğu idi. Ebeveynleri dindar ve mali yönden oldukça iyi durumdaydılar. Nikolaos, okul çağına geldiğinde çok çalışkandı. Kötü ortamlardan ve konuşmalardan hep uzak duruyor, kendisine hiçbir zaman yaramaz arkadaşlar istemiyordu. Oyun oynamak yerine daha çok büyüklerle birlikte vakit geçirip, tartışmaları dinlemeyi seviyordu. Büyüklerin ve yaşlıların yanında durarak, kendisine ruhsal olarak faydalı konuşmaları ve tavsiyeleri dinliyordu. Tertemiz çocuk kalbinin içinde aşırı derecede sevinç ve iman vardı.

Aziz Nikolaos oldukça küçük bir yaştayken, ebeveynleri kısa aralıklarla vefat etti ve o öksüz kaldı. Onun örnek ve temiz hayatı, karakteri, davranışları, uysallığı ve alçak gönüllülüğü onu yaşadığı yerde çok ünlü yaptı. O zamanlarda, amcası Likia’da başpapazdı ve onun da adı Nikolaos’tu. Aziz Nikolaos büyüdüğünde, amcası onu Tanrı’nın hizmetine davet etti. Bu iş için oldukça istekli olduğunu gördüğünde, amcası onu papaz yaptı.

Onu papaz yaparken amcası, Tanrı’nın esiniyle onun için şöyle dedi: “Bugün papaz olarak tayin edilen şu genç, çok yakın zamanda başrahip olacaktır. Birçok üzgün ve acılı insanı teselli edecek ve birçok insanı da Gökyüzünün Krallığına gönderecektir.”

O, ailesinden kalan servetle gayet güzel, keyifli bir hayat sürdürebilecekken asla böyle bir yaşamı düşünmedi ve bu tarz bir yaşamı seçmedi. Onun aklı; Tanrı’nın çocukları, haksızlığa uğramış, aç kalmış, fakir, hasta, zavallı olan insanlardaydı. Servetini satıp, elde ettiği tüm parayı zayıf ve fakir olanların ihtiyaçlarını karşılamak için harcadı. Servetiyle öksüzleri ve dul kadınları besledi. Yoksulları giydirdi. Umutsuzluğa düşmüş olanlara selamet getirdi. Aziz; kendilerine baktığı o insanların yemek yediklerini, giyindiklerini, onun sevgisinden cesaret aldıklarını, sevindiklerini ve umutlandıklarını görünce çok seviniyor ve mutlu oluyordu.

Aziz Nikolaos Zor Durumdaki Üç Kızı Kurtarıyor

Onun zamanında, Patara’da çok zengin bir adam yaşıyordu. Onun, üç güzel genç kızı vardı. Ailesiyle huzurlu bir yaşam geçiriyordu. Ancak bir gün geldi adam, o güzel hayatı ve zenginliği kaybetti. Fakirliği o kadar arttı ki, artık dayanılmaz oldu. Bu büyük zorluk karşısında dayanamadı. Daha önceleri güzel ve varlıklı bir hayata alışmış olan bu adamın, artan umutsuzluğu karşısında aklına bir fikir geldi; kızlarını bir umumhaneye kapatmak ve tekrar para kazanamak! Babanın, bu çirkin teklifi kızlarına söylediği gün, Aziz Nikolaos bu kararı öğrendi. Babanın bu kötü kararı vermesine sebep olan, düştüğü bu acı ve çaresiz durumundan dolayı çok üzüldü. Kendi kendine “ihtiyaç vardır, büyük ihtiyaç. Üç tane can tehlike karşısındadır! Yardım etmem gerekiyor.” dedi.

Bunları söyledikten sonra hemen kararını verdi. Bir mendil içerisine üç yüz altın para koyarak, gece olduğunda adamın evine gitti. Kimsenin etrafta olmadığı bir anda, açık bulduğu pencereden içi para dolu mendili odanın içine attı. Sabah olduğunda mutsuz adam kalktı, odanın içerisine geldiğinde birde yerde ne görsün? Odanın ortasında içi dolu bir mendil. İçindeki altın paraları gördüğü vakit adam hem şaşırdı hem de sevinçten havalara uçtu. Kendi kendine mırıldandı: “Üç yüz altın parayla en büyük kızımı evlendiririm. Tanrım bu hayırsever adamı bana yolladığın için sana teşekkür ederim.” dedi. Sevinç ve mutlulukla, büyük kızına talip olan şehrin zenginlerinden biriyle kızını aynı gün evlendirdi. Kalan paraları da kızına çeyiz olarak verdi. “Tanrı, diğer kızlarımın mutluluğu için de bir yol gösterecektir…” diye düşündü.

Aziz Nikolaos, verdiği paraların Tanrı’nın istediği gibi, iyi bir şekilde değerlendirildiğini görünce başka bir akşam yine kimseye görünmeden, üç yüz altın parayı bir mendile koyarak aynı pencereden, odanın içine doğru attı. Sabah olduğunda baba yine bir mendil bulduğu zaman, tekrar çok mutlu oldu. Kendisine bu kadar cömert davranan bu iyi insanı çok merak etmeye başladı. Tanrı’ya bu adam ve paralar için dua etti. Bu paralarla ortanca kızını da evlendirdi. “Tanrı, iki kızım için yolladığı paraları küçük kızım için de yollayacaktır…” diye düşündü.

O günden sonra bu cömert ve iyi kalpli kişiyi görmek için her an tetikte olmaya karar verdi. Aziz Nikolaos, adamın her iki kızını da bu paralarla evlendirdiğini görünce, küçük kıza da yardım etmeye karar verdi. Yine mendilin içine altın paraları koydu, gizlice mendili ve içindeki paraları odaya doğru attı. Paraların yere düşüş sesini duyan adam, hemen koşarak kapıyı açtı. Bunu gören Nikolaos hızlıca koşmaya başladı. Çünkü yaptığı yardımı kimsenin bilmesini istemiyordu ve yardımlarını gizli olarak yapmak istiyordu. Adam Azizden daha hızlı koşarak, onu yakaladı. Onu görür görmez hemen tanıdı ve Azizin ayaklarına kapandı. Gözyaşları içinde, Azize teşekkür etti. Aziz Nikolaos, kendisinin yaptığı bu yardımı, adamın kimseye söylememesini istedi. Adam, ertesi gün küçük kızını da evlendirdi. Aziz, bu cömert yardımıyla; bir ailenin daha çok yoksulluğa ve batağa düşmesini engelleyerek, onların onurlu yaşamlarını kurtardı ve onlara güzel bir gelecek kazandırdı.

Belki de bu yardımlarında olduğu gibi paraları evin penceresinden atması onun; insanların evlerinin bacasından hediye atan, çocukları sevindiren Noel Baba olarak bilinmesini sağladı.

Aziz Nikolaos daha sonraları, amcasının da söylediği gibi başpapaz olarak seçildi. Birçok insana yardım ve hizmet etti.

 

Denizcilerin Azizi olarak da bilinen Aziz Nikolaos, denizcilere yardım etmiş ve onları denizdeki birçok tehlikeden korumuştur. Bu yüzden gemilerin, teknelerin ve kayıkların çoğuna onun adı verilmektedir. Fırtınalı bir denizde kaldıklarında denizciler, Nikolaos’u yardıma çağırırlar: “Nikolaos bana yardım et! Veya: “Aziz Nikolaos, dümene geç! Derler.

Herkes tarafından çok sevilen bu yardımsever Aziz; M.S. 330 yılında bir gün, Tanrı’nın meleklerini gördüğünde öleceğini anladı ve Tanrı’ya dua etti. Duasından sonra gözlerini hayata yumdu, o günün tarihi 6 Aralık’tı.

6 Aralık günü, Aziz Nikolaos’u anma günü olarak kutlanır. Adı Nikolaos olan Hristiyanlar, bugünü isim günü olarak kutlarlar.

Figen Karaaslan Seyyahça © Kasım 2012

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir