Pera Flamenko Festivali- Haziran 2015
Barselona,  Yurt dışı

Barselona’da Flamenko Gösterisi: Zil Şal ve Gül…

YAŞAMIN DANSI FLAMENKO

Barselona’da en sevdiğim meydanda, en sevdiğim dans olan Flamenkoyu izlemeye gidiyorum.

Flamenkoya ve bu gösteriye, ayrı bir yazı ayırmak istedim çünkü bu yazıyı, sadece flamanko izleyen biri olarak değil aynı zamanda bu dansı eden biri olarak yazıyorum. “Gösteri şöyle güzeldi böyle güzeldi” deyip 2-3 kelime yazıp geçmek, bu dansa haksızlık olurdu.

Pera Akademi’de İspanya’dan ve Porto Riko’dan gelen profesyonel flamenko dansçılarından 8 aydır eğitim alan hatta sahneye çıkıp sahnede gösteri yapmış biri olarak Flamenkoya dair ne biliyorsam yazmak istedim.

Fulya Sanat Merkezi- Pera Akademi Dünya Dans Günü 16 Nisan 2015
Fulya Sanat Merkezi- Pera Akademi Dünya Dans Günü 16 Nisan 2015

Flamenko bir tutku… Bir kere içinize düşünce boğuk sesli çingene şarkıcıların sesleri ve çivili ayakkabıların zemine vurduğundaki ritimli tık tık sesleri, sadece zeminde değil yüreğinizde de yankılanır. İçinizde bir kez yanınca bu dansın ateşi, bir daha sönmesi zordur.

Şişli Kent Merkezi Gösteri Öncesi Kuliste...
Şişli Kent Merkezi Gösteri Öncesi Kuliste…

Flamenko hiç de uzaktan göründüğü gibi değil işin içine girince daha iyi anlıyorsunuz. Bir kere oldukça zor bir dans, o görülen sert ayak hareketlerinin oturması 4-5 ayı bulabiliyor. Bu dansta aynı zamanda başı, ayağı, elleri ve eteği kullanmanız gerekiyor. Haliyle hepsini bir arada, aynı zamanda ve aynı ölçüyle uygulamak pek de kolay bir iş değil.

Pera Flamenko Festivali- Haziran 2015
Pera Flamenko Festivali- Haziran 2015

Bir kere dans ederken bir matematikçi gibi hareketi, müzikle uyumlu bir şekilde saymak zorundasınız. Bunu yapmadığınız zaman müzikle dansın uyumu ortadan kalkıyor. Hem müziğin notasını saymak hem ayakları hem elleri hem de başı aynı anda aynı ölçüde kullanmak kolay bir şey değil. Biz sahne gösterilerimizde bunu sağlayabilmek için aylarca prova yapmak durumunda kaldık.

İsterim ki flamenko izleyecek olursanız, daha bilgili izleyin. Önce bu dans nasıl doğdu buna bir bakalım.

Flamenko Tarihi

Kökeni yedi yüzlü yıllara kadar dayanmaktadır. Flamenko sözcüğünün, ilk olarak nerede ortaya çıktığı hakkındaki bilgiler kesin değildir.

Flamenkonun ilk olarak nerde ortaya çıktığına dair yoğun araştırmalar yapılsa da flamenkonun nasıl meydana geldiği konusunda ortak bir karar varılamamıştır. İspanya coğrafyası Araplar, Berberiler, Çingeneler ve Yahudiler gibi birçok toplum ile yoğun bir kültürel etkileşim sürecine tanık olmuştur. Arap ve Berberilerin İspanya’da ki hakimiyetleri neticesinde, Türk ve Arap musikilerinin tınılarını hissetmemize sebebiyet veren flamenko birçok ulusal müzik değerlerini, kendi kültür ve sanat anlayışı ile birleştirebilmiştir.

Cante’ye ilk sesini ( gitanos )’un verdiği duymuşsunuzdur. Cante Gitano: 15. yüzyılda göç eden Çingeneler tarafından geliştirilen müzikal formlardır. Çingeneler; Soleares, Fandangos,Alegrias,Seguiriyas, Tangos ve Bulerias gibi Cante’lerle tanımışlardır.

İnsanların yaşadıkları zor sosyal şartlar, baskılar, talihsizlikler, Müslüman Arapların, çingenelerin İspanya’dan sürülmesi ve ayrıcalıklı tutum ve davranışlar; işte tüm bu tarihi ve sosyal şartların karışımı, güçlü bir şekilde insanların ifadelerinde, heyecanlarında göze çarpar. Bütün bunlar, flamenkonun kökleridir. Bu müzik, insanların en temel ve en gerçek duygularını, heyecanlarını ele alır.

Flamenko Sanatçıları

19. yüzyılın ortalarına kadar sanatçılar ya amatörler ya da yarı profesyonellerdi, çünkü bu kişiler hayatlarını sadece flamenkodan değil, nalbantlık, tüccarlık gibi ticari mesleklerden kazanıyorlardı. Köyler ve kasabalar arasında seyahat ediyorlardı. Varlıklı aileler, festivallerde gösteri sergilemeleri için onlara para ödüyordu; ya da sanatçılar sadece yemek ve konaklama karşılığında uzak çiftliklerde, dini bayramlarda, özel aile ve arkadaş toplantılarında şarkı söyleyip dans ediyordu. Bu tür gösterilerden kazanılan gelir genelde belirsizdi ve dahası sanatçılar genelde ev sahibinin insafına kalmıştı. Bu özel partiler, flamenko sanatçıları için bir gelir kaynağı olarak kaldı.

Flamenko Kültürü

Flamenko üç öğeden oluşur.

Flamenko gitar ve dans
Flamenko gitar ve dans

Cante(şarkı),Baile(dans) ve Toque(gitar).
Flamenko sanatının en öncelikli temel unsuru Cante(Şarkı)’dir. Cante’ler, başta çingeneler olmak üzere İspanya’da yaşamış birçok toplumun derin izlerini taşımaktadır. Flamenkonun özü şarkıdır (cante), çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder. Üç sınıf flamenko vardır. Bunların en ağırbaşlısı, Cante grande (büyük şarkı) adıyla da anılan ve ölüm, keder ve din konularını işleyen cante jondo’dur (Endülüs İspanyolca’sında “derin şarkı”). Ara sınıfta gene dokunaklı, ama daha az ağırbaşlı ve çoğunlukla doğu müziğinden esintiler taşıyan flamenkolarda vardır. En hafif tür olan Cante chiconun (küçük şarkı) konuları ise aşk, kırsal yaşam ve eğlencedir.

Komple bir flamenko icrası, şarkının, dansın ve enstrümantal müziğin beraber yer aldığı bir grup icrasıdır ve tüm katılanlara doğaçlama yapma imkânı tanır.
Flamenko, oldukça direkt, oldukça içten bir müziktir. Flamenkonun mesajı, insanların her halinin; hastalıklarının, heyecanlanın, aşklarının, mücadelelerinin; yani insan olmaktan kaynaklanan her duygunun mesajıdır.

Camarón de la Isla ve Tomatito

On altı yaşındayken, Festival del Cante Jonto’da ilk ödülünü aldı. Daha sonra Miguel de los Reyes ile birlikte Madrid’e yerleşti ve 1968′den itibaren Tablao Torres Bermejas’de on iki yıl boyunca sanatçılık yaptı. Burada 1969 – 1977 yılları arasında birlikte 10 albüme imza attığı dünyaca ünlü flamenko gitaristi Paco de Lucia ile tanıştı.

1977 yılından sonra Paco’nun solo konser ve sanatsal faaliyetlere yönelmesi ile, Camaron, Paco’nun öğrencilerinden Tomatito ile çalışmalarına sürdürdü. Birçok gelenekçi flamenkocu tarafından eleştirilse de şarkılarında elektronik bas gitar kullanarak Nuevo Flamenco (Yeni Flamenko) olarak tanımlanan flamenko tarzını yarattı.

Flamenko sanatı, İspanya ile özdeşleşmiş bir enstrüman olmakla birlikte, Paco de Lucia ve El Camaron de Isla gibi sanatçıların getirmiş olduğu icra reformlarıyla, saplı kalmış oldukları katı tabulardan kendini kurtarmış bir sanattır.

Togue kelimesi, İspanyolca “tocar” dokunmak, vurmak, bir enstrüman çalmak fiilinden gelir. Aslında üç anlamda kullanılır. El Togue, tüm flamenko sanatını içine alır. El Cante Flamenko şarkı söyleme, El Baile ise Flamenko dansı anlamına gelir. Aynı zamanda togueu, belli bir gitaristin (tacaor) repertuarından ve tekniğinden bahsederken kullanılır. Burada togueoyu Soleares’in de içinde yer aldığı flamenkonun değişik ritmik formlarını ifade etmekte kullanılır. Flamenko’da diğer önemli toguelar; Seguriyas, Alegrias, Bulerias, Tangos ve Fandangos’ dur.

Agustin Sabicas

Sabicas (Pamplona, 1912-1990) gerçek adı Agustin Castellon Capos’dur. Sabicas Flamenko’nun uluslararası alanda tanınmasına vesile olmuştur.

Agustin Sabicas, besteci ve virtüözdür. Sayısız kayıt yapmıştır. Efsane kayıtları arasında (Flamenco Puro) ve Carmen Amaya ile yaptığı kayıtlarıdır. Sabicas, kendisini hiçbir flamenko gitarist ile bağdaştırmadı. Çünkü yaşamında kendisinin hiçbir zaman bir gitar hocası olmamıştır.

Flamenko gitar ile nasıl tanışıp nasıl öğrendiği halen merak konusudur. Sabicas ispanya iç savaşı sırasında Meksika’ya gitti ve uzun bir süre geri dönmedi. 1957′den sonra da Amerika’ya gitmiştir. Aslında bu durum, flamenkonun dünyada tanınmasına bir vesile olmuştur. Daha önce hiçbir şekilde İspanya dışında çalınmayan flamenko gitar, bu sayede farklı coğrafyalarda tanınır ve çalınır olmuştur.

Flamenko’nun Altın Çağı ve Son Dönem Flamenko

1860′larda flamenkonun konumu yavaş yavaş değişmeye başladı. 1840′ların başında ortaya çıkan, yemek servisi ve flamenko gösterisi sunan “cafè cantante”ler (ya da “cafès de cante”), moda olmaya başladı. Bu ‘cafe’ler sanatçılar için yeni bir gelir kaynağı oldu ve Flamenkoya yeni bir güç verdi. Haklı olarak bu büyük canlılığın olduğu döneme flamenkonun “altın çağı” denir.
Cafè del cante’ler sanatçılara düzenli iş anlaşmaları, sabit ücret ve daha ziyade yaptıkları işi takdir eden, ilgili ve eleştirel bir seyirci kitlesi sağladı. Bu yeni prestij ve konum, sanatçıların mesleki olarak kendilerini birbirleriyle kıyaslama ihtiyacıyla birlikte yeni ‘cante’lerin ve farklı bireysel tarzların ortaya çıkmasını teşvik etti.

Paco de Lucía

1959 yılında sonra prestijli Jerez flamenko yarışmasında özel ödül aldı. 1961′de dansçı José Greco’nun flamenko grubuyla turneye çıktı, çeşitli ülkelerde konserlere katıldı. New York’ta kendisini etkileyen müzisyenlerden gitarist Sabicas’la tanıştı. İspanya’ya döndükten sonra, 1964′te ailesiyle birlikte Madrid’e taşındı. Madrilenian gitaristi Ricardo Modrego ile üç albüm kaydetti: Dos guitarras flamencas, Dos guitarras flamencas en stereo, ve Doce canciones de Federico García Lorca para guitarra. 1966′da kardeşi Ramon ile birlikte üç albüm kaydetti. 1967′de ilk solo albümünü yayımladı: La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucía. 1968 ile 1977 arasında dostu ve Yeni Flamenko müzisyeni Camarón de la Isla (Camaron) ile verimli bir işbirliği gerçekleştirdi. İkili birlikte on albüm doldurdu. Geniş repertuarıyla yeni bir flamenko anlayışı yarattı, gitarın teknik ve müzikal sınırlarını aştı. De Lucía’nın, bir rasgueados ve picados ustası olduğu kabul edilir, klasik gitarı son derece hızlı kullanabilir.

1860′larda Çingene olmayanlar (yani ‘payo’lar) ‘cante gitano’ söylemeye başladılar. Bunların en ünlüsü, sert ve egzotik şarkıları dinleyicilerin kulağına daha hoş gelecek şekilde değiştiren Silverio Franconetti idi. (Haziran 10, 1831 – Mayıs 30, 1889) Böylece, flamenkonun hakikiliğine zarar veren ticarileşme modası başladı. Ticarileşmenin ilk işaretleri ‘cafè de cante’lerde ortaya çıkmaya başladı.

İspanyollar, kısa zamanda uyandı ve tekrar dikkatleri üzerlerine topladılar. 1948′de Madrid’de ‘cafè cantante’nin yeni bir versiyonu olan “La Zambra” yoluyla “eski” flamenkoyu daha geniş bir halk kitlesine ulaştırmak için yapılan bir girişim, istekli bir tepkiyle karşılandı ve yaygın bir şekilde taklit edildi.

Kaynak: http://flamenko.org/flamenko/

Flamenko Terimleri

Flamenko Ole!
Flamenko Ole!

• ALEGRIAS: Cadiz kökenli 12 zamanlı neşeli bir formdur.
• BAILAOR: Flamenko dansı yapan erkek.
• BAILAORA: Flamenko dansı yapan bayan.
• BAILAR: Dans etmek.
• BAILE: Dans, flamenko dansı.
• BRACEO : Dans boyunca kolların hareketi.
• BULEAEROS : Bulerias formunda sanatçıların uzmanlaşması.
• BULERİAS : Jerez kökenli, yüksek tansiyonlu, 12 zamanlı bir form. Coşkulu ve canlıdır, hüzün içermez.
•BULERI AS AL GOLPE: Golpe vuruşları ön planda olan bir bulerias varyasyonu.
• CAFÉ CANTANTE: 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkmış olan profesyonel anlamda flamenko müziği ve dansı icra edilen café lere verilen ad.
• CAMPANAS: Çanlar, kampanalar.
• CANTE CHICO: “Küçük Şarkı” olarak bilinen üç genel flamenko sınıfının üçüncüsüdür. Daha çok kırsal yaşam, eğlence gibi dertsiz ve tasasız konuları içeren folklorik şarkı ve danslardan meydana gelir. Tangos, Fandangos de Huelva gibi…
• CANTE GRANDE: “Büyük şarkı” denilen Cante grande, genel flamenko sınıflarının ilkidir. Flamenko tarihinin en eski zamanlarına dayanır.
• CANTE JONDO: “Derin şarkı” olarak bilinen Cante jondo en ciddi tarzdır. Ölüm, keder ve din gibi konuları ele alır. “Koma” denilen yarım aralıntak küçük aralıktaki seslere de yer veren bu tarz ritm açısından da diğerlerinden daha zor ve karmaşıktır.
• CAÑA: En eski flamenko şarkılarından biridir. Flamenkonun anası olan soleanın oluşumunu sağlayan bir makam olduğu kabul edilmektedir.
• CANTIÑAS: İki anlamı varıdır. Bunlardan ilki Cadiz kentinin şarkılarından olan ve alegriası da içine alan bir tarz. İkincisi de alegriasın Do majör tonundan (Capo kullanarak) çalınışı.
• CARACOLES: Cantiñas grubuna ait bir makam formu. 19.yy ortalarında Cadiz’de ortaya çıkmıştır. Asıl gelişimi Madrid’te olmuştur.
• CARTAGENERA: Fandango kökenli olan makam adını “Cartagena” dan alır.
• CASTAÑET: İçi oyuk ağaçtan yapılma, genelde başparmağa takılıp avuç aiçiyle çalınan ritm çalgısı.(zil)
• COLOMBIANA: Kolombia müzik ve ritmlerinin etkisile oluşmuş bir makam formu.
• COMPÁS : Flamenko müziğinde kullanılan zaman ölçütü. Flamenko compas iki ayrı zamandan meydana gelir. (6/8 , 3/4 lün compas gibi) Bunlar toplam dört ölçü olarak çalınır yani esasında 3/4 lük compas 12/8 liktir. Bunun sebebi de flamenko müziğinin vurgu dağılımının 12/8 lik ölçüye sığmasıdır.
• CUADRO FLAMENCO: Flamenko şarkıcılarının, dansçılarının bir araya gelerek oluşturdukları grup.
• DANZA MORA: Literatürde “Moorish dansı” olarak geçer. Ağırlıklı olarak Arap etkisi görünür. Çoğu kez danssız çalınır.
• DESPLANTE: Dans içerisindeki şiddetli duruşlar, sert bir tefekkür hali.
• ENTRADA: Başlamak. Dansçının girişi.
• ESCOBILLA: Dansta sadece ayak hareketlerinin olduğu bölüm. Genellikle Alegria ve Solea por Buleria’da. Gitarda ise trienda çalışı, çekerek çalmak.
• FALDA : Etek, eteklik, dansçının eteği.
• FALSETA : Gitarda ritm partilerinin arasında çalınan solo pasajlar, melodik çeşitlemeler.
• FANDANGOS: Eski Endülüs kültürünün şarkı ve danslarından. Kökeni çok eskiden yaşanmış küçük Arap akınlarına dayanmaktadır.
• FANDANGUILLOS: “Küçük Fandango” anlamına gelen bu şarkı Cante chico sınıfına girer, kırsal yaşam ve eğlence konularını işler.
• FARRUCA: Dramatik erkek dansına dayanan bu makamda 4/4 lük ölçü kullanılır. Yakın tarihlerde görülmeye başlamıştır. Portekiz kökenlidir.
• FLOREO : Ellerin hareketi.
• GARROTIN: Hem duygusal hem de neşeli olan bu şarkı 2/4 lüktür.
• GOLPE: Dansta ayağın tüm tabanının yerle temas ettiği vuruşun adı. Gitarda; yüzük parmağı ile gitarın göğsüne yapılan vuruş.
• GRANADINAS: Granadina kentine özgü bir makam.
• GUAJIRAS: Küba kökenli flamenko makamlarından.
• LLAMADA: Çağırma. Dansta yeni bir bölümün başlangıcını haber veren hareket serisidir. 1’de başlar, 10’da biter.
• MALAGUEÑAS: Önemli Flamenko makamlarından biridir.
• MANTON : Uzun püsküllü şal.
• MARCAJE : Yürüyüş adımları. 12 ölçülü danslarda 12’de başlar, 10’da biter.
• MARTILLO: Çekiç. Gitarda golpe tekniğine alternatif olarak kullanılan bir teknik.
• MAYOR: Majör ton.
• MENOR: Minör ton.
• MILONGA: Arjantin kökenli bir şarkı.
• MINERA: “Minero” kelimesinden türemiştir. Cantes de Levante, lenvante bölesinin şarkılarından biri olarak bilinir.
• MIRABRAS: “Cantinas” türünün şarkılarındandır.
• PALMAS: Şarkının veya dansın ritmine göre alkış yapmak. Palma, avuç içi demektir.
• PALO : Tüm Flamenko makamlarına verilen ad.
• PALO SECO : Gitar olmadan şarkı söyleme, yorumlama.(to capella)
• PAYO: Çingene olmayan.
• PETENERAS: Hüzünlü bir yapıya sahip olan bu makam 6/8 ve 3/4 lük guajiras gibi bileşik compas ile icra edilir. Adını, Jerez de la Frontera yanında bulunan Paterna de Rivera dan almıştır.
• PITOS: Dansta ve şarkıda ritme uygun olarak parmak şıklatmak.
• PLANTA : Dansta ayağın ön kısmının yerle temas ettiği vuruşların adı.
• POLO : Soleares ailesinden bir makam.
• PUNTA : Dansta ayağın ön ucuyla yapılan vuruş.
• REDOBLE: 4 ya da 5 tempoyu 1 veya 2 ye sıkıştırmak.
• REDONDA : Flamenkoda ses, flamenko sesi.
• REMATE: Kapanış. 12’lik kompaslarda genellikle 10’da, Tangos gibi 4’lük kompaslarda 3’tedir.
• ROMERAS: Cantiñas grubuna ait bir makam.
• RONDENA: 1. Malaga’daki Ronda’nın dağlarına ait olan makam, şarkı. 2. Ramon Montoya ‘nın eseri olan gitar için özel olarak oluşturulmuş müzikal form.
• RUMBA: Popular latin ritmi. Kökü Küba’nın şeker ve muz plantasyonlarına dayanır.
• SERRANAS: 19. yüzyıla dayanan bir şarkı türü.
• SEVILLANAS: Castilian kültürüne dayanan, Sevilla kentinden doğan bir dans ve şarkı formu.
• SIGUIRIYAS: Kökü çok eski çingene kültürüne dayanan bir makamdır. Ancak Castilya bölgesinde de kullanılmaktadır.
• SILENCIO : Müziğin hafif çalındığı, melodik bir dans bölümüdür. Dansçı bu bölümde ayak vuruşları yapmaz, yumuşak hareketlerle dans eder. Sessizlik bölümü olarak da adlandırılır.
• SOLEA: Esası “Soleares” olan Flamenko’nun anası olarak kabul edilen köklü bir makam ve şarkı formu. 12 zamanlıdır. Aksanlar 3-6-8-10-12’dedir.
• SORDAS: Sessiz hafif el çırpmaları.
• TABLAO: Sahne hayatı, Flamenko müziği ve dansı icra edilen cafe ve gece klüpleri.
• TACON: Topuk, ökçe. Dansta ayağın topuk kısmının yerle teması…
• TANGOS: Neşeli ve hareketli 4/4 lük dans ve makam formu.
• TANGUILLO: Tangos’un daha hafif bir varyasyonu olan Tanguillos, Cadiz kökenlidir.
• TARANTAS: Miner tarzına ait bir makam formudur.
• TARANTOS: Tarantas’ın dans edilen şeklidir ve 2/4 lük olarak çalınır.
• TIENTOS: Köklü bir makam ve şarkı formu. Tientos için “Eğer Solea flamenkonun anasıysa, Tientos da babasıdır” sözü söylenmektedir.
• TIENTOS POR ZAMBRA: Tientos’un hızlı varyasyonudur 4/4 lük olarak yazılır.
• TONAS: Tonada kelimesinden türemiştir. Anlamı akort ya da popüler basit flamenko şarkısı.
• TOQUE LIBRE: Gitarda serbest compas ile zamanlama düzeni olmadan yapılan çalınış. En çok kullanılanlar Fandangos Grandes, Malagueña, Granadinas, Tarantas ve Rondeña dır.
• VITO: Eski Endülüs kültürüne ait bir makam ve şarkı formu olan Vito 3/4 lük olarak yazılır.
• ZAMBRA: Granada çingenelerinin neşeli danslarındandır. 9.yy’da görülmeye başlamıştır.
• ZAPATEADO: Eskiden kalma zor bir dans olan zapateado için bir erkek bir de bayan dansçı ve biraz da hayal gücü gerekir. Ayrıca ayakların yere vurularak yapıldığı hareketlerin genel ismidir.
• ZAPATOS: Ayakkabı. (Çoğul olarak kullanılır)

Flamenkoya dair bir dünya bilgi verdikten sonra şimdi gelelim gösteriye… 🙂

Gösteri önce biraz meydanı turluyorum. Gündüz başka, akşam bir başka güzel olan bu meydanın her detayını aklıma kazımak istiyorum. Sonra Tarantos yazan yerden içeri giriyorum. Kasım 2014’de 10 Euro olan gösteri ücretini ödüyorum ve içeri giriyorum. Küçük bir gösteri salonu var karşımda ancak tüm salon dolmuş gibi… Son kalan 2-3 koltuktan birine oturuyorum ve heyecanla gösterinin başlamasını bekliyorum.

Flamenko müziği duygusal ve neşeli birçok duyguyu içinde barındırır. Bu yüzden bir flamenko dansı izlerken ve müziğini dinlerken birçok duyguyu aynı anda hissedip, duygudan duyguya geçebilirsiniz. Ben de kendimi, müziğe ve dansın ritmine bırakıyorum. Bazen kendimi tutamayıp ayağımla küçük ve sessiz dokunuşlar yapıyor, dansa oturduğum yerden eşlik ediyorum ve İstanbul’a dönüp derslere devam etmeyi istiyorum. İlk gösterimizi ve sahnedeki kendimi hayal ediyorum. Müzik ve dans alıp götürüyor beni düşüncelere, hayallere…

Figen Karaaslan © Seyyahça Haziran 2015

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir