Yunan Adaları,  Yunanistan,  Yurt dışı

Kos Adası Rehberi

Kos Adası Merkez

Bu yazımda sizinle Kos Adası rehberi tadında; adaya dair izlenimlerimi, Kos’ta nerede konakladığımı, nereleri gezdiğimi ve nerede ne yediğimi paylaşacağım.

Yunanistan yazısına, Yunanca müzik iyi gider. Bu sefer sizin için hareketli bir yaz parçası seçtim: Mihalis Hacigiannis’ten To Kalokairi Mou (Benim Yazım)

Kos Şehir Merkezi

Kos Limanı’ndan çıkınca, az bir yürüyüşle şehir merkezine geçiyorsunuz. Kos Adası bol palmiyeli ağaçlarıyla, bende Akdeniz adası izlenimi uyandırıyor. Malum Yunan Adası deyince normalde ilk akla gelen, adalarda çokça gördüğümüz zeytin ağaçları oluyor.

Şehir merkezinde pek de eski veya tarihi bir bina göze çarpmıyor bu da insan da Kos Adası için modern bir ada izlenimi uyandırıyor. Bir önceki yazımda yazmıştım. Kos Adası’nda eski binanın pek olmayışının sebebi, adada 1933 yılında meydana gelmiş olan deprem. Bu depremde, ne yazık ki birçok bina yıkılmış. Yıkılan binaların yerine yenileri yapılmış bu yüzden de şehir, bakımlı ve modern görünüyor.Kos Adası-Yunanistan

Türk turist sayısı da, Sakız Adası’ndaki gibi fazla değil. Adada bol bol sarı kafalar mevcut yani İngilizler ve İskandinavlar. 🙂 Kalacağım otel, merkeze 15-20 dakika uzaklıkta. “Ha gelicem ha geldim derken” sıcakta, o yolu yürüyorum. Kaldığım oteli, internetten bilinen o malum otel rezervasyon sitesinden buluyorum. Adı, Santa Marina Otel. Otelde, havuz var ve odalar da apart otel şeklinde…

Odama giriş yapıyorum. Odaya girince, ilk işim klimayı açmak oluyor. Odaya biraz yerleşip, plaj kıyafetlerimi giydikten sonra öncelikle yemek yemeye gidiyorum. Şehir meydanı gayet hoş görünüyor. Fotoğrafta arkamda kalan bina, güzel yapısı ve Yunan bayrağıyla kendini hemen gösteriyor.

Kos Meydan

Yemek olarak meydandaki bir kafede; patatesli bir yemek, sıcakta hafif olsun diye bir Yunan salatası yiyorum ve bir adet de soğuk kola içiyorum.

Kos yemekleri

Öncelikle biraz, adadaki plajlara değinmek istiyorum.

Kos Adası Plajları

Kardemena (Paradise) Plajı

Kardamena Plajı- Kos

Bir zamanlar balıkçı kasabası olan Kardemena, uzun plajlarıyla, özellikle turistlerin gözdesi durumunda bir plaj. Beyaz kumlarıyla ünlü olan Paradise plajı, özellikle görülmeye değer.

Mastichari Plajı

Adanın 2. büyük limanına sahiptir. Kos şehir merkezinin, 22 kilometre batısındadır. Bu bölgedeki konaklama imkanı, tavernalar, kafe ve barlar ile adanın en çok ilgi çeken yerlerinden birisidir. Ayrıca rüzgar sörfü yapmak isteyenler de burayı tercih ediyor.

 Tigaki Plajı

Tigaki Plajı-Kos

Kos Limanı’nın 10 kilometre ötesindedir. Adanın popüler plajlarından birisidir. 10 kilometre boyunca sahip olduğu beyaz kumlu plajı ve berrak denizi ile göz dolduran bu plaj, adada görülmesi gereken diğer plajlardan birisidir.

Kefalos Plajı

Kefalos Plajı- Kos

Adanın, güneybatısında bulunur. Beyaz evleri ve temiz deniziyle dikkati çeker. Ünlü Agios İonnis Manastırı’na Kefalos plajından yüzerek ulaşılabilir.

Lambi Plajı

Ada merkezine en yakın olan plajdır. Plaj, 1 kilometre uzunluğunda beyaz kuma sahiptir. Plaja, Kos Limanı’ndan kalkan düzenli otobüslerle kolayca varılabilir.

Therma Plajı

Kos Limanı’na 10 kilometre uzaklıktadır. Dağlardan gelen sıcak (termal) su ile dikkati çeken bir plajdır.

Marmari Plajı

Geniş bir kumsalı bulunur. Burada tavernalar da vardır.

Agios Stefanos Plajı

Adanın güneybatısında kalır. Plajın yanında, Agios Stefanos Bazilikası’nın kalıntıları vardır. Plajın karşısında da, kalasik Yunan rengi olan mavi beyaz renklerinde olan Nisi Kastrı bulunur.

Markos Plajı

Denizi, berrak ve sığdır. Bu yüzden çocuklu ailelerin tercih ettiği bir plajdır. Plajın yanında taverna bulunur.

Lagada Plajı

Kefalos’a yakın bir plajdır. Deniz temiz ve sığdır.

Agios Fokas (Psalidi) Plajı

Psalidi bölgesindedir. Kos merkezine de yakındır. Yakınında birçok taverna ve balık restoranı bulunur. Bu bölgede oteller de bulunur. Plaj, sörf yapmak için de uygundur.

Ben, öncelikle şehir merkezindeki plajı deniyorum. Plaja giriş, birçok Yunan Adası’nda olduğu gibi ücretsiz. Plajdaki kafe ve restoranlardan, yediğinizi ve içtiğinizi ödüyorsunuz.

Kos merkezdeki plaj

Buranın denizi, gittiğim diğer Yunan Adası plajlarına kıyasla çok temiz değildi ama kötü de değildi. Yani idare eder. Plajda akşama kadar kalıyorum. Deniz keyfinden sonra, biraz meydanı geziyorum. Ertesi gün için tekne turu almaya karar veriyorum. Böylece ertesi günkü etkinliğim de belli oluyor; 3 ada turu… Otele dönüyorum. Duş alıp, biraz dinlenip ve hazırlanıp akşam yemeği için tekrar dışarı çıkıyorum.

İlk gün güzel pembeli morlu çiçeklerin duvarına tutunduğu bu hoş kapı dikkatimi çekiyor. Kapının dışı çok güzel bir de içeri girip bakmak lazım nasıl diye?

Kos çicekli kapı

Kapıdan içeri girince, bir bahçeye adım atıyorsunuz. Burası bir tavernanın bahçesi, dışarı masalar atılmış. Restoran, çok güzel bir atmosfere sahip…

Kapısından, bahçesine kadar güzel olan Select Restoran’ın atmosferine doymak için akşam yemeğini burada yemeye karar veriyorum.

Akşam yemeği menüm: Karışık ızgara tabağı, Yunan Salatası, uzonun hası Plomari, caciki ve ahtapottan oluşuyor. Hepsi, 28 Euro tutuyor. Yemekler fena değil.

Select Taverna yemek-Kos

Yemekten sonra yediklerimi hazmetmek için yürümeye karar veriyorum. Ancak ayağa kalkıp, bir iki adım atıyorum ki topuklu terliğimin yanı kopup ayağımdan çıkıveriyor. Tam da sırası! Nazar nazar 🙂 Yurt dışında, akşam vakti terlik “elden gidiyor” diyemeyeceğim. Terlik “ayaktan gidiyor” 🙂

İki seçeneğim var; ya acilen otele dönüp ayakkabı değiştireceğim ya da bunu sorun etmeyip, geceye yalın ayak devam edeceğim. Yürürken önünden geçtiğim kafedeki kızlar da bana: “Ah ne yazık! Böyle yürüyemezsin, gel bizde otur.” diyorlar. Ben de onlara gülümseyip, terlikleri bir çırpıda çıkarıp elime alıyorum turistik bir yerde; hatta gide gele ikinci vatanım haline gelen Yunanistan’da olmanın verdiği rahatlıkla… 🙂  Yalın ayak bir şekilde Kos sokaklarında yürüyorum. O anki görüntüm; pabuçsuz seyyah ya da yalın ayaklı seyyah olabilir 🙂 Çok eskiden ayakkabı mı vardı? 🙂

Elimde duran, bir yer bulup atamadığım terliklerim ile Hamam isimli bir mekana giriyorum. Mekanın bahçesinde oturuyorum ve canlı müzik eşliğinde bir şeyler içiyorum.

Hamam Cafe Bar- Kos Adası

İçeceğim bitince, terliklerimi masa kenarında bırakıp, onlarla vedalaşıp, içeri giriyorum. İçerisi biraz küçük… Küçük de olsa içeride, dans müzikleri eşliğinde dans edenler var.

Ben de biraz takılıyorum ama müzikler beni pek açmayınca, çıkıyorum bir süre sonra… Taksi ile otele gidiyorum.

2. Gün

Kos tekne turu

Sabah kalkıp kahvaltı yapıp 10.30 hareketli, üç ada tekne turu için sahile gidiyorum. Kos’a yolu düşenlerden, bu turu yapmak isteyenler olabilir bu yüzden size biraz detay vereyim. Bu turda, Kos’a yakın olan 3 adet ada geziyorsunuz tekne ile… Tekne turunun fiyatı, öğle yemeği dahil 20 Euro idi. Uğranılan adalar ise şöyle: Pserimos, Kalymnos ve Plati…

Kos Adası tekne turu

Tekne, oldukça kalabalık… Tüm tekneler mi kalabalık yoksa ben gidip en kalabalık olanı mı bulmuşum, bilemiyorum. Teknede konuşulan dillerden, 3-4 adet Türk olduğunu anlıyorum. Geri kalanı ise bol İsrailli ve biraz da İskandinav ülkelerinden turist şeklinde… Kalkış saatine yakın tekne iyice doluyor. O an iyice anlıyorum ki, teknede gölge yer bulmak sorun olacak. 🙁 İlk uğradığımız ada Pserimos oluyor.

Pserimos Adası

Psarimos Adası-Kos

Adayı görür görmez, denizin berraklığına ve temizliğine vuruluyorum. Deniz cam gibi net ve denizde hiç dalga yok. Ayrıca deniz, altın rengi kumlara sahip… Deniz suyu da sığ ve sıcak.

Psarimos-Kos Adası

Ada oldukça küçük. Adada sadece bir kahve, bir iki adet restoran, bir iki bakkal ve bir iki tane de pansiyon gözüme çarpıyor. On iki Adalar içinde bulunan bu minik ada, Kalymnos Adası tarafından yönetiliyor. Ada nüfusu yaklaşık 130 kişiden oluşuyor.

Burada, 20 dakika yüzme molası veriyoruz. Bir frape içip, yüzüyorum ve Yunanistan’da olmanın, Ege Denizi’nde olmanın keyfini iliklerime kadar hissediyorum. Yaz, deniz, güneş ve Yunanistan… daha ne olsun? Kendimi mutlu hissediyorum. 🙂

Mutluluğun fotoğrafı, bu yaz benim için budur! :)
Mutluluğun fotoğrafı bu yaz, benim için budur! 🙂

20 dakikalık süre, bu deniz için bana yetmiyor. Ama “beni bırakın ve siz devam edin” de diyemiyorum tabii 🙂 İstemeye istemeye de olsa tekneye dönüyorum. Teknede dışarıda oturup, rüzgara karışıp gelen Ege Denizini ve Ege havasını içime çekiyorum. Maviliğin huzurlu derinliğinde yol alıyoruz ve 2. adamız olan Kalymnos Adası’na geliyoruz.

Kalymnos (Kilimli) Adası

Kalymnos (Kilimli) Adası

Kalymos Adası, çevresindeki Pserimos, Telendos, Kalolimnos ve Plati ve birçok adacığın yönetim yeridir.

Türkler buraya, Kilimli Adası diyormuş. Adanın ünü, süngercilikten geliyor aslında. Neden “sünger adası/ süngerli ada değil de Kilimli deniyormuş, bunun hakkında bir bilgi bulamadım. Adaya geldiğinizde gözünüze ilk çarpan; yüksekte sıra sıra ve rengârenk dizilmiş şirin evler oluyor. Ada halkı, zamanında süngercilikten iyi para kazanmış ancak halk şimdiki gelirini daha çok turizmden kazanıyor.

 

Kalimnos Adası’nın merkezi, Pothia olarak isimlendiriliyor. Önce yemek yemeye gidiyoruz. Limana yakın olan bir tavernada yemeklerimizi yiyoruz. Ben köfte istiyorum. Yunanistan’da kuru köfteye keftedes diyorlar, bizim İzmir Köftesi gibi sulu köfte olunca sucukaki diyorlar aklınızda olsun.

Aslında sevmeme rağmen yılda bir kere yazın, deniz kenarında biraz soğuk bira içebiliyorum. Bu yazın hakkımı da burada, Yunan birası olan Mytos’tan yana kullanıyorum.

Yunan mitolojisini seven ben adı Mytos da olsa, birayı sevemiyorum. 🙂 Biz gelmeden önce boş olan taverna, bizim gelişimizle birlikte oldukça hareketleniyor. Tavernanın çalışanlarından hatta sanırım sahiplerinden biri oldukça stres oluyor. 🙂

Yemeğin üstüne Yunan/Türk kahvesi içiyorum, keyif kahvesi olsun diye… 😉 Restorandan, en son ben çıkıyorum. Adayı biraz turluyorum.

Bir Kalymnos Hatırası :)
Bir Kalymnos Hatırası 🙂

Hava öyle sıcak ki, dondurma yemek istiyorum. Bir yere oturup, dondurmamı yiyorum. Daha vaktim var. Süre dolunca, tekneye geçiyorum. Güneş iyice yakıcı oluyor. Teknede, gölge yer bulamıyorum. Şapkam var ama bu, güneşe fayda etmiyor. Son ada için demir alıp, yola çıkıyoruz. Hiç esmiyor ve ben, güneşin altında kalıyorum. 🙁

Kalymnos’un ardından, son ada olan Plati’ye geliyoruz. Limana gelmeden açıkta, yüzme molası veriliyor.

Deniz, çok temiz ve koyu mavi bir renkte… Tekneden atlayamayacağım ve merdiven de çok kalabalık olduğu için denize girmemeyi tercih ediyorum. Derinde yüzme konusunda pek cesur değilim. 🙁 Teknede, güneşten kaçacak yer arıyorum.

Tur bitiyor ve artık merkeze dönüyoruz. Otele gidiyorum. Duş alıp biraz dinleniyorum. Hazırlanıp, yemek için dışarı çıkıyorum.

Hemen cadde üzerinde dekorasyonu çok hoş gözüken bir yer görüyorum. Bazen dekorasyonu güzel ve turistik görünümlü restoranların yemekleri çok güzel çıkmayabiliyor.

Denemekten ne çıkar deyip, Mesogios Taverna’ya oturuyorum. Servis yapan kıza, siparişlerimi Yunanca olarak veriyorum. 🙂 Tavernanın, Türkçe menüsü de var.

Yunanistan’ın o güzel zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağında kızartılmış olan kabak ve patlıcan kızartması siparişi veriyorum. Tadı gerçekten de harika! Midye pilav gibi bir şey istiyorum ve tabii ki Yunan salatası ve ahtapot…

Yunan yemeği-Kos

Kos yemek-ahtapot

İçecek olarak da; uzonun memleketi Midilli’nin bir markası olan ve bence uzonun piri olan Plomari siparişi veriyorum. Bu uzonun kokusu da, tadı gibi çok güzel!

Yemekten sonra akşam yine Hamam’a gidiyorum. Bugün ayakkabılarım sağlam. 🙂

Burada canlı olarak şarkı söyleyen yabancı bir kadın solist var. Şarkı söyleyen sempatik kadın söylediği şarkıların birinde; “Bu şarkı, gecenin hoş kızı için” diyerek beni göstererek, bana şarkı gönderiyor. Kos’taki bu jest çok hoşuma gidiyor ve ben de kadehimi şarkıcı kadına kaldırarak teşekkür ediyorum. 🙂 (Sonra niye bana nazar değiyor diyorum? 🙂

Sanırım Plomari’nin etkisinden olsa gerek, bana gönderdiği şarkının ismini de şu an hatırlayamıyorum. 🙂 Kafalar güzel, keyifler güzel, Kos güzel, yaz güzel, Yunan yemekleri güzel, her şey çok güzel…

Saat geç oluyor ve otele dönüyorum.

3. Gün 

Sabah kalkıyorum ve kahvaltı yapıyorum. Kahvaltıdan sonra biraz otelin havuzuna giriyorum. Duş alıp, hazırlanıp şehir merkezine gidiyorum.

Kos Adası Merkez-Yunanistan

Trenle Kos turu yapıyorum. Tur, 7 Euro.  Turdan sonra merkezdeki bir kafede soğuk bir şeyler içiyorum.

Kos Adası-Merkez

Tur bittikten sonra, hediyelik eşyacıdan magnet, likör bardağı ve kahve likörü alıyorum. Alışverişi bitirdikten sonra acıkıyorum ve son Yunan yemeğimi yiyorum. Kapanışı, Kostas Grill Hause’da caciki soslu gyros ile yapıyorum. Yanına da az uzo tabii 🙂

Artık dönüş vakti geliyor. İstemeye istemeye, dönüş için limana doğru gidiyorum. Sanırım ayakkabılarım gibi kalbimin bir parçasını da burada bırakıyorum.

Adaya ve İnsanlara Dair İzlenimlerim

Kos Adası’nı genel olarak beğendim. Avrupai bir havası var. Şehir merkezindeki binalar da, şehrin insanı da oldukça bakımlı gözüküyor. Vitrinlerdeki kıyafetler de çok hoş gözüküyor. En azından benim zevkime hitap ediyor. Adadaki fiyatlar da uygun. Adanın huzurlu bir havası var. Bol miktardaki palmiye ağaçlarıyla, tam bir tatil adası görünümü mevcut…

Ada’da Türk turistten çok yabancı turist var. Özellikle Yunan esnafı, Türk turiste karşı gayet sıcak ve ilgili… Kos Adası halkı, diğer ada halkına göre daha mesafeli ama her zamanki gibi iyiler…

Adada geçirdiğim 2 gece 3 gün bana yetmedi, bir günüm daha olmasını isterdim. Kos’ta zaman güzel geçince, hızlı da geçti… 🙁

Başka bir Yunan Adası yazısında görüşmek üzere… Mezesiz, uzosuz, Ege’siz ve tatilsiz kalmayın. 🙂 😉

Figen Karaaslan Seyyahça © Ekim 2016

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir