Yunan Adaları,  Yunanistan,  Yurt dışı

Samos’a Nasıl Gidilir?

Samos’a Nasıl Gittim?

Bu yazımda size; Samos’a nasıl gidilir sorusunun cevabını vereceğim.Bir önceki Kos gezi yazımda yazmıştım. Bu yaz için hedefim, yakın olan ve daha önce gitmediğim üç Yunan adasıydı. Bunu gerçekleştirip gerçekleştiremediğimi, bir sonraki yazımda size açıklayacağım demiştim. Evet, gerçekleştirdim ve bu sayede bu yazıyı size yazıyorum. 🙂 Gelelim Samos’a nasıl gidilir sorusunun cevabına…

Samos’a ulaşmak için İzmir üzerinden mi gideyim yoksa Kuşadası’na gideyim de oradan direkt Samos’a mı geçeyim derken, en son İzmir’de karar kılıyorum. İstanbul’dan, önce İzmir’e gidiyorum.

İlk Durak İzmir…

İstanbul’dan giderken, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki polise soruyorum. “Yurtdışı için SGK dökümü hala lazım mı? diye, “gerek yok” diyor. İyi diyorum, ben de yoluma devam ediyorum. İzmir’de iki gün geçiriyorum. Bu süreyi, Samos yolculuğum için hazırlanmakla geçiriyorum. Hala feribot biletimi almamıştım. Internetteki feribot fiyatları Samos (Vathi) için 50-55 Euro arasında gözüküyordu.

Yolum Karşıyaka’ya düşmüşken ben de bir iki tur acentasına soruyorum, Samos için feribot bileti satıyorlar mı diye… İlk sorduğum yerden sonuç çıkmıyor, ikincisinden sonuç alıyorum.

Samos için şöyle de bir durum var. Bazı feribotlar Pythagoros Limanı’na giderken kimisi de Samos- Vathi yani merkez limana gidiyor. Ben konaklamamı Samos, Vathi merkezde seçtiğim için direkt Samos’a giden bir feribota binmem gerekiyor. Seyahat acentasında istediğim tarih için 40 Euro’ya bilet buluyorum. Acentadan çıkıp, ertesi gün sabah 06.30 Kuşadası otobüsü için bilet alıyorum. Evet, artık Samos için hazırım.

İzmir’e gelmişken İzmir Atatürk Müzesi’ni geziyorum.

İzmir Atatürk Müzesi

İzmir Atatürk Müzesi

Müze, ücretsiz olarak geziliyor. Müzenin içinde Atatürk’ün kıyafetleri, bazı özel eşyaları ve müze evin odaları var.

ataturk-muzesi-yatak-odasi

Bu odalardan bazıları; yemek odası, Atatürk’ün yatak odası ve çalışma odası…

ataturk-muzesi-calisma-odasi

İzmir Atatürk Caddesi üzerinde bulunan müze, 1875-1880 yıllarında halı tüccarı Takfor Efendi tarafından ev olarak yaptırılmış. 9 Eylül 1922’de sahibi tarafından terk edilmiş olan ev, hazinenin mülkiyetine geçirilmiştir. İzmir’e giren Türk Ordusu, burayı Karargâh olarak kullanmış. Atatürk, 12 Şubat 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi için geldiğinde bu evde ilk kez konaklamış, toplantılarını ve kişisel çalışmalarını burada sürdürmüştür. Kongre bitiminde Karargâh taşındıktan sonra hazine, binayı Naim Bey’e (Naim Palas) otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır.

izmir-ataturk-muzesi-ataturk

16 Haziran 1926’da İzmir’e gelen Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas’ta kalmıştır. 13 Ekim 1926’da bina, İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış bazı yeni eşyalar konularak Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk 1930-1934 yılları arasında İzmir’e  beş kez gelmiş ve her gelişinde, bu evde kalmıştır. 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümü ile kız kardeşi Makbule Baysan’a veraset yoluyla kalan ev, 25 Eylül 1940’da İzmir Belediyesi tarafından müze yapılmak üzere kamulaştırılmıştır.

Kaynak: http://www.izmirkulturturizm.gov.tr/Eklenti/9643,ataturk-sayfalarpdf.pdf?0

İzmir Saat Kulesi

izmir-saat-kulesi

Müzeden sonra İzmir’in simgesi olan İzmir Saat Kulesi’ni ziyaret ediyorum ve burada fotoğraf çekiliyorum.

izmir-saat-kulesi-seyyahca

İzmir Saat Kulesi, II. Abdülhamit tahta çıktıktan sonra yapılmıştır. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılında, Sadrazam Mehmet Said Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Kule, Konak ilçesinde bulunur. Kulenin boyu 35 metredir. Kulede bulunan kırmızı ve yeşil renkli taşların Efes’ten geldiği söylenir. Saat kulesi dört kattan oluşur ve sekizgen kaidelidir. Kulenin etrafında dairesel şekilde dört adet çeşme bulunur. Saatin kurulduğu zamandan bu yana bir kez durduğu söylenir, o da 1974 yılında yaşanan depremde…

Kuşadası Yolculuğum

kusadasi-kalesi

Ertesi sabah saat 05.15’de uyanıp otogara gidiyorum. 06.30 Kuşadası otobüsü 07.00’de perona geliyor. 🙁

Yaklaşık bir saat on beş dakikalık bir yolculuktan sonra Kuşadası’na varıyorum. Çabucak limana gidiyorum. Samos yolculuğum, Meander Turizm ile olacak.

Elimde, geçen Kos gezimden kalma yurtdışı çıkışı için SGK dökümanı var. Limanın oradaki Maender ofisindeki görevli kadına; “SGK kaydını tekrar isterler mi?” diyorum. Havalimanındaki polisin aksine kadın, evet isteniyor diyor. Anlaşılan herkesin kafası karışık bu konuda… Acentadaki görevli kadına: “Bu eskisi olur mu diyorum, limanda bir deneyin olmazsa tekrar gelin. Buradan alırız” diyor. Peki deyip, yoluma devam ediyorum. Yolcuları, limanda giriş kapısında bekletiyorlar içeri bile sokmuyorlar. Beklerken, bu esnada bir kadın ve annesi ile tanışıyoruz ve ayak üstü biraz laflıyoruz.

Samos Yolculuğum…

Kuşadası limanda bir görevli, pasaportumu ve SGK kaydımı alıyor. Kağıt bir yana, sorgu bile olabilir diyor. Her yerde başka bir uygulama var anlaşılan… Uygulamalar neden standart değil ve bu uygulamalar neye göre değişiyor diye düşünüyorum ama sorularıma bir cevap bulamayıp, zihnimdeki cevapsız sorularla limanda bekliyorum. 🙂 Sonra bana sesleniyorlar, içeri grip pasaport kontrolünü geçebilirsiniz diye… Anlaşılan, eski SGK kağıdı yeterli olmuş. 🙂

Tekrar uğraşmayacağım için mutlu ve mesut bir şekilde Kuşadası Limanı’ndan Türkiye’ye veda edip, beni Samos ile buluşturacak olan feribota adım atıyorum.

samos-feribot

Tanıtım broşürlerinde yolculuk için ne kadar 50 dakika deseler de, yolculuk 1 saat 15 dakikayı buluyor.

 

Feribotta yol boyunca, Ege Denizi’nin ve görünen karanın, deniz üzerinden fotoğraflarını çekiyorum.

Samos’a Varış

Samos’a varıyoruz. Feribottan iniyorum ve pasaport kontrolünden geçiyorum. Pasaport kontrolünde parmak izi de alıyorlar. Limanda tanıştığım İstanbullu olan anne ve kızına iyi tatiller diliyorum. Şimdi ilk iş, kalacağım apart oteli aramak ve bulmak…

vathi-samos-yunanistan

Aparta, yürüyerek gidilir mi gidilmez mi? Kim bilir? Limanda bekleyen taksici bilir 🙂 Yunan taksicileri, bizim çoğu taksicide olduğu gibi dolaştırma ve dolandırma olmadığından ona soruyorum. Yolun biraz yokuş ve tepede olduğunu ve bu sıcakta yürüyüşün 25 dakika sürebileceğini söylüyor. Sıcakta eziyet çekmek istemiyorum ve taksiye biniyorum. Gerçekten de yollar oldukça yokuş… Kalacağım apart biraz tepede kalıyor. Yolculuk süresince taksici ile Yunanca konuşarak hem bilgi alıyorum hem de Yunanca pratik yapma fırsatı buluyorum.

Aparta Varış…

sofia-apart-samos

Kalacağım yer olan Sofia Apart’a geliyorum. Taksiden iniyorum. 4 Euro tutuyor. Aparttan bir kadın çıkıyor. Taksiciyle merhabalaşıyorlar ve ona teşekkür ediyor. Kadınla konuşmaya başlıyorum.

Adı Maria imiş… Kendimi Yunanca olarak tanıtıyorum. Bana yabancı mısın? Diyor. 🙂 “Evet, yabancıyım. Türküm” diyorum. O sırada merdivenlerde ayak sesleri duyuluyor. Annesi, kızına bağırıyor. “Sofia gel gel, Türk kızı Yunanca konuşuyor!” 🙂 Kızı da geliyor ve sohbete, üçümüz devam ediyoruz. Bir yandan odama geçiyorum.

Odam sade ama geniş… Üstelik, manzarası da harika! Görür görmez manzaraya vuruluyorum resmen. Açık olan pencereden, tepede kalan apart sayesinde tüm Samos manzarası olabildiğince güzel bir şekilde gözümün önünde!

samos-aparttan-manzara
Samos-Yunanistan

Bana: “Kahve içer misin?” diye soruyorlar. “Evet, kahve alırım” diyorum. “Nasıl olsun?” diyorlar. Şansımı deniyorum ve “frape var mı?” diyorum. “Tabii, olmaz mı?” diyorlar. “Teşekkür ederim, özlemişim frapeyi…” diyorum. Apartın sahibi olan anne ve kızı çok şekerler…

Yeniden, Yunanistan’da olduğum ve bu apartı seçtiğim için mutluyum. Manzarayı izledikçe, yine turnayı gözünden vurmuşsun Figen diyorum kendime… 🙂 Odada lüks yok ama bu manzarayı da, hiçbir lükse de değişmem!

On beş dakika sonra elinde tepsiyle Sofia geliyor. Kendisine Teşekkür ediyorum.

Frapemi, bu harika manzaraya karşı içiyorum. Keyiften ve mutluluktan dört köşeyim; anın, frapenin, manzaranın, yazın, tatilin ve Samos’un keyfini çıkarıyorum.

Ben yaza yaz demem, Yunanistan'da denize karşı bir frape içmedikten sonra :)
Ben yaza yaz demem, Yunanistan’da denize karşı bir frape içmedikten sonra 🙂

Biraz yerleştikten sonra dinleniyorum. Yaklaşık iki- üç saat uyuduktan sonra uyanıyorum. Yorgunum ama uyuyamayacağım çünkü deli gibi şehri keşfetme isteği ve merakı var içimde… Bu keşif ve merak hissi, beni uyutmayacak. Direnmenin anlamı olmadığını biliyorum ve kalkıyorum. Bikinimi içime giyerek Samos’u keşfe çıkıyorum.

Figen Karaaslan Seyyahça © Ekim 2016

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir