Arc of Constantin ve Ben...
İtalya,  Yurt dışı

Roma Gezi Rehberi

Arc of Constantin ve Ben...
Arc of Constantine ve Ben…

Roma’yı Gezmek İçin Kaç Gün Gerekir?

Öncelikle akıllara takılan bu soruya açıklık getireyim istiyorum. Roma’yı gezmek ve Rönesans’ın ruhunu antik Roma eserlerinde solumak için bana göre 3 tam gün gerekir. Bu geziyi nasıl yapsak daha iyi olur derseniz de, size şunu önerebilirim.

Roma’yı 3 kısım olarak düşünmeniz ve gezinizi buna göre planlamanız, işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Belki de tüm yapıları görmeye yeterli enerjiniz, paranız ve vaktiniz yok. O zaman kendinizi hiç kasmayın, tüm Roma’nın altını üstüne getireceğim diye… 🙂

Yazımı okuyun. Gözüne kestirdiğiniz, sizce önemli yerleri seçin beğenin ve oraları gezin. 😉

Roma’da Gezilecek Yerler

Colesseum-Roma
Colesseum-Roma

1) Antik Roma

-Colesseum,

-Arch of Constantine

-Roma Forumu: Trojan’s Market, Trojan’s Column, Arch of Titus

-Platino Hill (Palatino Tepesi)

2)Şehir Merkezi

 3)Vatikan

Şehir merkezi ve Vatikan’a dair bilgileri daha sonra vereceğim. Size, öncelikle Antik Roma hakkında bilgiler vereceğim.

Roma’da 2. Gün: Antik Roma Eserleri’ni Keşif

Colesseum

Sabah 9.30 gibi uyanıyorum. Odada bulunan su ısıtıcısı, kahve ve kruasan aracılığıyla kahvaltımı ediyorum. Hazırlanıp, haritamı ve selfie çubuğumu alarak yola çıkıyorum. Hava yine çok sıcak ama yapacak bir şey yok. Bugünkü öncelikli hedefim Roma’nın en önemli simgesi olan Colesseum’u görmek. Buranın gündüzü ayrı, yapılan ışıklandırma ile akşamı ayrı güzel görünüyor.

Aslında ben Il Divo konseri sırasında, ışıklandırılmış haliyle burayı görmüş ve bu atmosferde, o muhteşem opera ziyafetinde bulunmayı istemiştim. İtalya denince akla gelen önemli diğer bir sanat da çünkü operadır.

İtalya esnafı, bulunduğum yerden (Termini) yürüyerek Colesseum’u gidebileceğimi söylüyor. Ben de sıcakta, 20 dakikalık yürüyüş mesafesini göze alıyorum. Yolumun üzerinde birçok güzel bina ile karşılaşıyorum. Merdivenleri olan bir yer görüyorum. Görünüşe göre bu merdivenlerin ucu güzel bir yere çıkıyor gibi… Nedir ne değildir bilmiyorum ama öğreneceğiz bakalım. 🙂 Gidene kadar gözüme çarpan her binaya yakından bakıyorum.

Sonunda hedefe varıyorum. Colesseum’un etrafı çok kalabalık. Yukarıdan, kenardan, köşeden birçok açıdan fotoğraf çekiyorum.

Bu yapı ile ilgili şöyle bir tartışma da mevcut: Dışı bu kadar güzel olan Colesseum’un içi bir o kadar vasat. Bu yüzden para verip de içini görmeye değer mi? Bu soruya en iyi ve en doğru cevabı fotoğraflara bakarak, kendiniz verebilirsiniz.

Colesseum'un İçi İtalya- Roma
Colesseum’un İçi İtalya- Roma

Vasat da deseler ben, gelmişken içerisini görmek isterim derseniz size tavsiyem, önceden Roma Müzeler İnternet sitesinden biletinizi almanız. Böylece kuyrukta beklememiş olursunuz. Avrupa’da her gözde müze için giriş kuyruğu uzun ve bekleyiş, sıcakta çetindir çünkü…

Colesseum- İtalya Roma
Colesseum- İtalya Roma

Gelelim Colesseum’un tarihçesine…

Colosseum’un (Kolezyum) Tarihçesi

Bu amfi tiyatronun yapım emri MS 72 yılında İmparator Vespasion tarafından verilmiştir. Taş ve demirden yapılan Kolezyum sadece Roma’nın değil, dünyanın da en büyük amfi tiyatrosudur. Tiyatro, İmparatorun oğlu Titus tarafından 80 yılında tamamlanmıştır. İsmini de bir zamanlar buraya yakın bir yerde olan Nero’dan alır.

Colesseum’da gladyatör savaşları yapılırdı. Birçok filme de ilham veren Colesseum, yapıldıktan sonra sadece tiyatro izleme amaçlı olarak kullanılmamış, hayvan ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı ve hatta aslanlarla insanların dövüştürüldüğü bir yer olmuştur.

Colesseum’a gelen insanların oturuş sırası, kendi sınıflarına göre ayrılırdı. Buraya gelen insanlar, son derece kanlı ve vahşi dövüşler izlerlerdi. Kolezyum’da dövüştürülmek amacı ile yetiştirilmiş bazı köle gladyatörler vardı. Bu gladyatörler, Colesseum içerisinde dövüşürlerdi.

Dövüşü kaybeden gladyatör, dövüşün sonunda öldürülürdü. Halk, gösterinin bu kısmından çok keyif alırdı. Hatta o dönemin insanlarının en büyük eğlencesini bu, kanlı dövüşler oluşturmaktaydı. Ucunda ölüm olsa bile sanılanın aksine, gladyatör olmak eziyetli bir durum değildi. Gladyatörler halk tarafından kahraman ve önemli insanlar olarak görülürdü.

Colesseum’daki bu kanlı dövüşler, Hristiyanlığın gelişine kadar devam etmiştir. Hristiyanlığın gelmesi ile birlikte insanlar, bu vahşiliğin önüne geçmek için bu kanlı ve ölümüne yapılan dövüşleri durdurmuşlardır.

Colesseum’a Ulaşım

Benim gibi yakın bir noktadaysanız yürüyerek buraya, geze geze gelebilirsiniz. Uzağım, yorulurum yürüyemem derseniz de Colesseum’a toplu taşıma araçlarıyla üç şekilde ulaşabilirsiniz.

İlki ve en kolayı metro ile: Colesseum’a metro ile gitmeyi tercih ederseniz metrodan, Colesseo isimli durakta ineceksiniz.

Tramvay ile de buraya ulaşmanız mümkün. 3 numaralı hat ile Colesseum’a gelebilirsiniz.

Otobüs ile: C3, 60, 75, 81, 85, 87, 175 numaralı otobüslerle buraya ulaşım mümkün.

Colesseum’un Ziyaret Saatleri

Şubat ve Mart: 09.00 – 16.30

Mart- Temmuz: 09.00 – 17.00

Ağustos: 09.00 – 19.00

Eylül: 09.00 – 18: 30

Ekim: 09: 00- 18.00

Ekim ve Mart arası: 09.00 – 16.00

Arch of Constantine

Bu tak, ilk Hristiyan İmparator olan Konstantin’in zaferini kutlamak amacı ile yapılmıştır. Colesseum ve Palatino Tepesi arasında yer almaktadır.

Arc of Constantine- Roma
Arc of Constantine- Roma

Arch of Constantine, 4. Yüzyılda yapılmış ve günümüze kadar hiç bozulmadan gelmiştir. Roma içerisinde ayakta kalmayı başarabilen tek tak olma özelliği de bulunmaktadır.

Roma Forumu

Roma Forumu, Antik Roma’nın siyaset, ticaret ve hukuk yaşamının merkeziydi. Forumda yer alan en önemli yapılar, resmi davaların görüldüğü bazilikalardı. MÖ 5. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar en önemli anıtlar buraya inşa edilmiştir.

Septimius Severus Zafer Takı, Vesta Tapınağı ve Vesta Bakireleri Evi, Curia, Kastor ve Polluks Tapınağı, Titus Zafer Takı, Maxentius ve Constantinus Bazilikası, Vespasianus Tapınağı, Satürn Tapınağı, Antoninus ve Faustina Tapınağı, Roma Forumu’nda yer alan önemli bölümlerindendir.

Trojan’s Market

Burası, dünyanın en eski alışveriş merkezidir. Yapının birçok kısmı yıkılmış olup, günümüze bazı bölümleri gelebilmiştir.

Trojan’s Column (Trojan Sütunu)

Diğer bir deyişle Trojan’s sütunudur. Dönemin Roma imparatoru olan Trajan, kazanmış olduğu savaşı anmak ve ölümsüzleştirmek için bu sütunu yaptırmıştır. Sütun, zafer sütunu olarak anılmaktadır.

Arch of Titus

Roma Forumu’nun güneydoğu tarafında yer alan bir taktır. Tak imparator Dominitian tarafından yapılmıştır. Yapılma amacı da imparatorun ölen kardeşinin kazandığı zaferleri anmak amacı iledir.

Günümüzde terk edilmiş, geniş bir yıkıntı görünümündeki Roma Forumu, Roma İmparatorluğu döneminde 1000 yıl süreyle, şehrin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bugün Roma Forumu, Mussolini tarafından inşa edilen ve burayı ikiye ayıran Via dei Fori Imperiali adı verilen bir yolla ayrılır. Roma Forumu’nun sahip olduğu bütün alan içerisindeki tapınaklar, binalar ve anıtlar ile dünyadaki en önemli arkeolojik alanlardan biridir.

Palatino Tepesi

Palatino Tepesi- Roma
Palatino Tepesi- Roma

Oldukça büyük arkeolojik bir yapıdır. Burası Roma İmparatorluğu döneminde eski imparatorların evlerinin bulunduğu ve birçok tapınağın yer aldığı bir alanmış.

Roma Forumuna gittiğinizde, bu tepeyi de görürsünüz. Bu tepe, Roma Forumu’na tepeden baktığı gibi Circus Maximusa da bakar.

Buraya giriş de ücretlidir. Kombine bir bilet alarak Colesseum’a, oradan Roma Forumu’na ve son olarak da Palatino Tepesi’ne giriş yapabilirsiniz.

Size daha sonradan bahsedeceğim Roma Pass ile de bu yapıları gezmeniz mümkün.

Palatino Tepesine Ulaşım

Buraya metro ile gelecekseniz Colosseo durağında inerek, tepeye kolayca gelebilirsiniz. Eğer otobüs ile gelmeye karar verirseniz: C 3, 810, 850, 60, 75, 186, 85, 271, 175, 87 ve 571 numaralı otobüslerle Colesseum’un yakınında inip, buraya yürüyebilirsiniz.

Figen Karaaslan Seyyahça © Ocak 2016

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça, bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşamın, paylaştıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de; gördüklerimi ve yaşadıklarımı Seyyahça’da yazarak, paylaşıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli bir kitap yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. 10 yıldan fazla reklam-metin yazarlığı, editörlük ve içerik editörlüğü yaptığım profesyonel meslek hayatıma; editörlük, kurumsal iletişim ve dijital pazarlama ile devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir