Yurt dışı

Viyana Gezi Rehberi

on 17 Haziran 2017

Bir önceki yazımda, Avusturya hakkında genel bilgi vermiş, Viyana’ya nasıl, ne zaman gidiliri yazmış ve Viyana’da gezilecek yerlerden bahsetmiştim. İlk yazımda, Viyana’da gezilecek yerlerin listesini vermiştim. Bu yazıda da, bu yerler hakkında detaylı bilgi verip, hazırlamış olduğum Viyana Gezi Rehberi yazısını sizin ile paylaşacağım.

Viyana’da Gezilecek Yerler

Viyana Sarayları

Hofburg Sarayı

Saray: Hanedanlık Daireleri, Sisi (Elizabeth) Müzesi ve Gümüş Koleksiyonları olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Saray 1654 yılında yapılmıştır. Bu saray, sahipleri tarafından kışlık saray olarak kullanıldığı için saraya, kışlık saray da denilmektedir. Saray toplam 18 binadan ve bu binalar içinde 2600 adet odadan oluşuyor.

Hofburg Sarayı Rönesans, Gotik ve Barok tarzlarının karışımı bir mimariye sahiptir. Burası, Viyana Kraliyet Sarayı’dır. Sarayda Kral Franz Josef ve Kraliçe Elizabeth (Sisi) yaşamıştır. Sarayda sadece bu iki kişi değil Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun önemli hanedanları da yaşamıştır.

“Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen tarihin, halkını düşünen ve çözüm odaklı Kraliçesi Marie Antoinette de bu sarayda dünyaya gelmiştir. 🙂

Buradaki pastanın da makarna olduğunu düşünmekteyim. Bazı yerlerde makarna, pasta olarak telafuz edilir.  Tarih, Kraliçe’yi yanlış anlamış diye düşünüyorum.

Kraliçe Elizabet (Sisi) Müzesi

Döneme, sıra dışı tarzı ve güzelliğiyle damgasını vuran Avusturya İmparatoriçesi’dir. Kral ile 16 yaşında evlenmiştir. Kraliçe, kafasına göre hareket etmeyi seven, özgür ruhlu bir kadınmış. Halka da yakın biriymiş.

At arabasıyla Avrupa’yı gezen Sisi, oldukça şaşalı bir hayat sürmüş. Dikkat çeken ve gıpta edilen bir hayat süren Sisi’nin yaşamının sonu, ne yazık ki biraz dramatik olmuş. Kraliçe yurt dışı ziyareti sırasında, bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürülmüş.

Sisi Müzesi’nde; Sisi’nin saray kıyafetleri ve eşyaları sergilenmektedir. Ayrıca müze içerisinde, Sisi’nin hayatını anlatan kısa filmler de bulunmaktadır. Viyanalılar Sisi’yi ve kraliçenin hayatını, turizm pazarlamasında gayet iyi bir şekilde kullanmışlar. Birçok yerde Sisi’den izler görmek mümkün…

Gümüş Koleksiyonu

Bu bölümde ise saray hanedanlarının kullanmış olduğu estetik, gümüş ve altın çatal, bıçak ve kaşık takımları ve yemek takımları bulunmaktadır.

Hanedanlık Daireleri

Göz alıcı odalar kadar sade döşenmiş saray odalarından oluşan bölümdür. Saray, aslına uygun bir şekilde sergilenmektedir.

Arzu ederseniz, İspanyol Binicilik Okulu’nu da gezebilirsiniz.

Schönnbrun Sarayı ve Bahçeleri

Hanedanlar tarafından yazın, yazlık olarak kullanılan saraydır. Saray 1683 yılında, Barok mimarisinde yapılmıştır. Schönbrun Sarayı, Unesco Dünya Tarihi mirası listesindedir. Viyana’nın Versailles sarayı olarak düşünülür. Sarayın 1400 adet odası bulunmaktadır. Ancak bunlardan sadece 40 adet odası, ziyaretçilerine açıktır. Yani gez gez bitmeyen saraylardan…

Sarayın içinde bulunan evler arasında, Maria Therasa’nın evi de var.

Güneş ışığının, saraydaki eski eserlere zarar verdiği gerekçesiyle sarayın pencereleri kapatılmıştır. Sarayın içi kadar, dışındaki bahçeleri ile de görenleri oldukça etkilemektedir. Sarayın içinde gezilecek ve keşfedilecek birçok şey var. Gözünüzü dört açın! 🙂

Saray içerisinde yeşilliklerden yapılmış bir labirent de var ama çıkışı bulmak biraz zor gözüküyor.

1400 adet odayı gezerken yorulabileceğiniz düşünülerek, sarayın içinde yorgunluk kahvesi içebileceğiniz bir kafe de bulunmaktadır.

Belvedere Sarayı

Saray, Barok mimarisinin güzel bir örneğidir. Belvedere Sarayı, 1668-1745 yılları arasında mimar Johann Lucas von Hildebrandt tarafından yapılmıştır.

Sarayda, Aşağı Ayrancılar ve Yukarı Ayrancılar gibi Aşağı Belvedere ve Yukarı Belvedere olarak tanıdık bir isimlendirme durumu ile karşı karşıyayım. 🙂

Belvedere Sarayı, Osmanlı’nın Viyana kuşatması sırasındaki başarısı ve direnci sebebiyle Prens Eugen’e hediye edilmiş bir saraydır.

Sarayların ve müzelerin içinde fotoğraf çekilmesi istenmiyor. Çekmek istediğiniz zaman, görevliler yanınıza gelip sizi uyarıyor. O yüzden sadece sarayın tavanını çekebildim. Burası serbest bölgeydi 🙂

Yukarı kısımda; görkemli heykeller, rölyef ve freskler görülebilir. Aşağı kısımda ise: Ağırlıklı olarak resim sergileri bulunuyor. Bunlardan en çok bilinenleri: Gustav Klimt’in; The Kiss ve Judith tablosudur.

Gustav Klimt- Kiss Tablosu/ Belvedere Sarayı-Viyana

Saraya girerken, gezeceğiniz yere göre ücret ödüyorsunuz. Ben, birçok yerde gördüğüm ve beğendiğim Kiss (Öpücük) tablosunu görecek şekilde biletimi alıyorum. Görüyorum ve rahat ediyorum. 🙂

Saraya giriş 14 Euro. İçi kadar dışı da güzel olan bahçesini ise ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Saraydan içeri girmeseniz bile en azından bahçesini gezmeniz tavsiye edilir.

Bu sarayın gözdeleri ise bana göre Kiss ve Judith tablosu… Özellikle Kiss tablosunu ayna, kartpostal, takvim, not defteri ve birçok şekilde hediyelik eşyaların üzerine koymuşlar. Arzu ederseniz, sarayın içinde bulunan hediyelik eşya dükkanından, hatıralık eşyalar satın alabiliyorsunuz. Ben Öpücük tablosunun kartpostalını ve aynasını aldım. Aynaya baktıkça, Viyana gezimi hatırlayacağım kesin! 🙂

Katedraller ve Kiliseler

Aziz Stephan Katedrali

Şehrin simge yapısı olarak kabul edilir. Gotik tarzındaki bu katedrale giriş ücretsiz. Eski iki kilisenin yıkıntıları üzerine inşa edilmiş bir kilisedir.

Kilise içerisinde ayin varsa içeride ilerlemek ve kiliseyi gezmek zor. Bu kilisenin şöyle de ilginç bir hikayesi var. Osmanlı döneminde, Viyana Kuşatması zamanında (1534) katedralde bir gözcü görevlendirilir. Gözcünün görevi: Osmanlı yaklaştığı zaman -bir anlamda Viyana kapılarına dayandığında- kilisenin çanını çalarak şehirdeki halkı uyarmak imiş… 1956 yılında artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığı kanaatine varılarak, bu kişinin görevine son verilmiş.

Kilisenin diğer dikkat çeken detayı ise 21 ton ağırlığındaki çandır. Bu çan, Osmanlı kuşatması sonrasında geriye kalan topların ve silahların eritilmesiyle oluşmuş bir çan…

Kilisenin en tepesine çıkabilmek için yaklaşık 343 merdiven çıkmak gerekiyor ancak sabredip, bu tırmanışı gerçekleştirebilirseniz güzel bir şehir manzarası da ödülünüz oluyor. (Yükseklik korkusu olanları biraz zorlayabilir ama korkunuzu yenmek için de iyi bir fırsat olabilir.)

Karl Kilisesi (Karlskirche)

Dış görünüşü, benim şimdiye kadar gördüğüm en güzel kilise diyebilirim. Kilise, daha çok bir tapınak görünümündedir.

Yapımına 1716 yılında, Bernhard Fischer von Erlach mimarlığında başlanmıştır. 1723 yılında mimarın ani ölümü sebebiyle, yapımını oğlu üstlenmiştir.

O dönemde Viyana’yı da saran veba salgını zamanında kente yardımlarını esirgememiş olan Charles Borromeo adıma yapılmış Barok sitili bir kilisedir.

Kilisenin içerisinde yer alan freskler, sanat tarihini sevenler için oldukça dikkat çekicidir.

Aziz Peter Kilisesi

18. yüzyıldan kalma Roma eserleri örnek alınarak, Aziz Petrus’a ithafen yapılmış bir kilisedir. Dışı kadar içerisindeki freskler de oldukça güzeldir.

Barok tarzında bir Roma Katolik kilisesidir. Yeşil çatısı ve bakır detayları dikkat çekmekte ve bu detaylar, kiliseye farklı bir güzellik vermektedir.

 Aziz Jerome Kilisesi

Kilise, Roman Katolik Fransisken Kilisesi olarak da biliniyor. 17. Yüzyılda dış cephesi Rönesans’a uygun olarak iç mimarisi ise Barok mimarisinde yapılmıştır. Kilisenin içinde en dikkat çekici kısım ise Meryem Ana ve Çocuk İsa resmidir. Kilise, içindeki güzel resimler ve oyma detaylar ile dikkat çekiyor.

Elinde balta tutan Meryem resminin, Viyanalılar için özel bir önemi var. Osmanlının Viyana’yı kuşatması zamanlarında bu resmin, Viyana’yı Osmanlıdan korumada bir  etkisi olduğuna inanılıyor.

Kapüsen Kilisesi (Kraliyet Mezarlığı)

Viyana’nın önemli hanedanları olan Habsburg Ailesi’nin naaşları burada bulunuyor. Kilise bu açıdan bir anlamda hanedanlık mezarlığı olarak da düşünülebilir. 1663 yılından beri Avusturya’nın tüm imparatorları buraya defnedilmiş durumdadır.

1780 yılında hayata gözlerini yuman Maria Theresa’nın mezarı ise en dikkat çeken kabirlerden birisi oluyor. Lahit mezarın başında bir melek ve yıldızlı bir taç bulunuyor. Lahit mezarın çevresinde ise Maria Theresa’nın hayatını resimlerle anlatan rölyefler bulunuyor.

Augustiner Kilisesi

Josefsplatz’ın güneyinde yer alan Augustiner Kilisesi, şehrin en eski kiliselerinden birisi olan Gotik mimarili bir kilisedir. Pazar ayinlerinde sabahları, Viyana’nın ünlü orkestra şefleri tarafından yönetilen Mozart konserleri dinleme imkanı da bulunuyor.

Viyana’daki Devlet Binaları ve Diğer Yapılar

Avusturya Parlamento Binası

Viyana Gezi Rehberi-Viyana’da Gezilecek Yerler

Beyaz Korint nizamlı sütunları ve sütun başlarındaki altın renkli detayları ile benim en çok sevdiğim yapı burası oldu. 1893 yılında yapımı tamamlanan parlamento binası, Antik Yunan nizamındadır. 1918 yılından beri Viyana yönetimi, bu binadan yapılmaktadır. Antik Yunan tapınağı görünümündeki bu yapı kadar etkileyici olan diğer kısım da, parlamento binası önündeki Pallas Athena Çeşmesi’dir.

Çeşmede yer alan 4 metre yüksekliğindeki heykeller, altın yaldızlı miğferi ve mızrağı ile oldukça etkileyici bir güzelliktedir. Heykelin yanında yer alan figürler ise Danube (Tuna), Inn, Elbe ve Moldau nehirlerini temsil ediyor. Bina, rehberli turlar eşliğinde gezilebiliyor.

Viyana Devlet Opera Binası (Wiener Staatsoper)

Klasik müziğin ve operanın en güzel örneklerini veren Viyana’da, 1869 yılında yapılan opera binası Fransız Rönesans mimarisinin özelliklerini taşıyor. Bu görkemli opera binası, 2.211 seyirci ve 110 müzisyeni ağırlayabilme kapasitesine sahip… Burası Viyana Filarmoni orkestrasının da sahne aldığı yerdir. Bina, 2. Dünya savaşı sırasında ciddi şekilde hasar almıştır.

Devlet Opera binasında yılda ortalama 300 adet opera ve bale eseri sahneleniyor. Sanatsever Viyana halkının ve tabii turistlerin bu etkinliklere ilgisi ise hayli büyük… Bu yüzden opera biletleri biraz pahalı… Ama opera izlemek için en iyi sahnelerden birisi de burası oluyor.

Merdivenlerden içeri girdikten sonra sizi karşılayan salon, Joseph Gasser tarafından yapılmış. Salon içerisinde yedi sanat dalını simgeleyen yedi tane heykel, ana sahne, Gustav Mahler Salonu, imparatorun çay salonu ve fuaye gibi kısımlar bulunur.

Burada bir gösteri izleyebilmek için günler öncesinden bilet almak gerekiyor. Opera binası gezisi için alınan biletle Opera Müzesi gezilebiliyor.

Vaktiniz de, paranız da sınırlıysa, opera binasının arka tarafında trafiğe kapalı olan alana kurulmuş büyük projektörden içerisini ve etkinlikleri izleme imkanı da bulunuyor.

Viyana Belediye Binası

1883 yılında yapılan Rathaus, Neo-Gotik tarzının önemli örneklerinden birisidir. Bina içindeki kemerli avlu, yapının ortasında bulunuyor ve yaz konserlerine ev sahipliği yapıyor.

Viyana belediye başkanı başta olmak üzere Viyana Belediye Meclisi’nin de genel merkezi durumundadır. Belediye binası, meydana da ismini vermiştir. Mimarı Friedrichvon Schmidt’tir.

Ulusal Tiyatro

Belediye binasının karşısında bulunan Ulusal Tiyatro, Viyana’nın en önemli tiyatrosudur. Viyanalılar tarafından Burgtheater olarak isimlendirilir.

Ulusal Tiyatro sahnesinde 1776 yılında, İmparator Joseph’in burayı hükümdarlık tiyatrosu olarak ilan edişinden bu yana birçok önemli oyun sergilenmiştir. Tiyatronun içerisinde birçok güzel heykel ve detay bulunmaktadır. Ünlü Viyanalı sanatçılar, Gustav ve Klimt gibi sanatçıların Barok tarzındaki önemli eserleri tiyatronun içerisinde yer alır.

Hundertwasserhous

Karşımda duran bu rengarenk ev ile sanki Gaudi’nin biraz sıradışı olan eserlerinden birisini seyrediyor gibiyim. Hundertwasserhous, 1985 yılında Ressam Friedensreich Hundretwasser tarafından tasarlanmış. Burası modern ve sıradışı mimarisiyle, klasik Avusturya mimarisinden de ayrılıyor.

Binada, toplam 52 adet daire ve 4 adet dükkân bulunuyor. Binanın içerisinde insanlar yaşıyor olduğu için evlere dışarıdan bakmakla yetinmek zorundasınız.

Ayrıca binanın üstünde teraslar büyük bir bahçe görünümündedir. Friedensreich Hundertwasser kendi eseri için şöyle demiştir: “Ressam özgür olmak istediği evler ve mimariler hayal eder ve bunları da gerçekleştirir.”

Baktıkça insana coşku ve keyif veren pembe, mavi ve yeşil pencereli evlerden oluşuyor.

Naschmarkt

Viyana’nın en ünlü açık hava pazarıdır. Naschmarkt’ın 400 yıllık bir mazisi vardır. Bu açık hava pazarının içerisinde; sebze, meyve, baharatlar, çikolatalar, tatlılar, kahvaltılıklar ve restoranlar var. Özellikle hafta sonu burada ve restoranlarda yer bulmak zor çünkü ilgi büyük. Burada, Türk esnaf çoğunlukta…

Alışveriş yapmak, alışverişten sonra yorulanlar için bir şeyler içmek ve acıkanlar için de atıştırma imkanı mevcut…

Naschmarkt’ın yanında sadece Cumartesi günleri kurulan Flohmarkt isimli bir bitpazarı var. Cumartesi günü Viyana’daysanız ve yolunuz düşerse, ilginç şeyler çıkabilir

Viyana Hayvanat Bahçesi (Tiergarten Schönbrunn)

1752 yılında açılmış olan hayvanat bahçesi, Avrupa’nın en eski ve büyük hayvanat bahçeleri arasında yer alıyor. Hayvanat bahçesi içerisinde, 750’den fazla hayvan bulunuyor. Bu hayvanlar arasında; panda ve koala gibi ilginç ve az bulunan hayvanlar da yer alıyor.

Prater Park-Dönme Dolap

Oldukça büyük bir alan kurulmuş olan park, eskiden hanedanların avlanma sahasıymış. Günümüz modern Viyana’sında ise park, ziyaretçilerine keyifli ve eğlenceli dakikalar sunma görevini üstleniyor. Parkın en çok dikkat çeken kısmı ise büyük dönme dolap. Dönme dolap, hem çocuklar hem büyükler için eğlenceli bir ziyaret noktası…

İspanyol Binicilik Okulu

1562 yılında hizmete açılmış. İçerisinde beyaz renkli atlar bulunuyor. Okulun içinde, Pazar günleri atlarla yapılan bir de kısa gösteri oluyor. Tabii bu gösteriyi izlemek ücretli…

Viyana Ulusal Kütüphanesi

Burası birçok blog sayfasında ya isim olarak ya da hiç değinilmeden es geçilmişken benim, bir yazar olarak en çok görmek istediğim 3-4 mekan arasında yerini aldı.

İmparatorluk Saray Kütüphanesi olarak kurulmuştur. Kütüphane, İmparatorluk sarayı içinde bulunur. O dönemde II. Josef 600 yıl boyunca iktidarı elinde tutmuş olan Habsburg Ailesinin, en ileri görüşlü ve reformcu üyesidir. Köylülerin köleliğini bitirmiş, temel eğitimi zorunlu hale getirmiş, Katolik kilisesinin siyasi haklarına bazı sınırlamalar getirmiştir.

1723 – 1726 yıllarında Josef Emanuel tarafından Barok mimarisi tarzında inşa edilmiştir. Muhteşem Salon (Prunk Salon) olarak bilinen kısmın mermer sütunları, ahşap galerileri, altın yaldızlı detayları ve büyük tavan tablosu ile oldukça etkileyici bir sanat tarihi eseridir.

Eser içinde, Prens Eugene’in 15.000 ciltlik kütüphanesi bulunmaktadır.

 Kütüphanenin Bölümleri

1) Basma Eserler Bölümü

Bu kısımda yaklaşık 1.760.000 cilt kitap bulunmaktadır. Ayrıca, okuma salonuna bağlı olarak 30.000 ciltlik bir El Kitaplığı mevcuttur. Bu kitaplık, okuyucular tarafından en çok aranan kitaplardan, istatistiki veriler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur.

2) Yazmalar Bölümü

8- 16. Yüz yılları arasında yazılmış olan 36.000 adet cildi barındırır. Yazmalar arasında; yakın, orta ve Uzak Doğu, Mısır ve Meksika kaynaklı birçok değerli eser de bulunuyor.

Matbaacılığın ilk dönemlerinde, yaklaşık 1500 yılına kadar basılmış olan kitaplar da bu bölümde yer alır. Kütüphane, 7800 cildi ile, dünyanın en zengin koleksiyonlarından birine sahiptir. Bu eserler arasında Gutenberg tarafından basılmış olan kitaplar da vardır.

3) Müzik Bölümü

Müzik ile ilgili eserlerin toplanması 16. yüzyılda başlamıştır. Viyana gibi klasik Batı müziğinin baş şehri için önemli olan bu kısımda şimdilik, orijinal müzik eserleri yanında teorik ve pratik müzik literatürüne ait 100.000 ciltlik bir esas koleksiyon ile 26.000 ciltlik bir el kitaplığı da vardır.

17. ve 18. Yüzyılda bestelenmiş olan birçok opera partitürleri ile Mozart, Beethoven, Schubert, Bruckner ve Brahms gibi aslen Avusturyalı olan veya dışarıdan gelip burada yaşamış olan ünlü sanatçıların bazı müsveddeleri ve orijinal eserleri de burada yer alır.

4) Harita Bölümü

Bu kısımda, 150.000 harita ve 122.000 topoğrafik resim bulunur. 30.000 ciltlik bir el kitaplığı da vardır. Bu bölümün küre koleksiyonu, Greenwich’ten sonra dünyada ikincidir. Bölümde, Mercator (Belçikalı Gerard Kremer) tarafından 1541 ve 1551 de yapılmış iki küre ile 17.yüzyılın meşhur haritacısı W. Blaeu’nun harita atlası da bulunur.

Bu kısımda, Mısır kaynaklı 100.000 den fazla yazma eser vardır. Burada bulunan küçük bir sergide hiyeroglif ve daha birçok muhtelif alfabe ve lisanlarla yazılmış olan orijinal papirüsler sergilenir.

5) Portre ve Resim Bölümü

Diğerlerine göre yeni olan bu bölümün amacı, bütün devirlere ait resimlerin temini ve sergilenmesidir. Bakanlıkların, müzelerin, devlet arşivlerinin, ve diğer birçok resmî ve özel kurumun arşivlerinin birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Bölümde 500.000 den fazla resim ve grafik eseri bulunur. 

6) Tiyatro Bölümü

1922 yılında kurulmuş olan bu bölümde 250.000 resim, kitap ve dokümanlar ayrıca 40.000 ciltlik bir el kitaplığı mevcuttur. Tiyatro ile ilgili yerli ve yabancı kitaplardan başka 1776 yılından beri Viyana’da basılmış tiyatro programları ve temsillere ait gazete kupürleri, eski Viyana tiyatrolarının meslek kitaplıkları ve arşivleri, resimler, tiyatro sahnelerini canlandıran krokiler, diyapozitif, fotoğraf ve filmler bulunmaktadır.

7) Okuma Salonları ve Çalışma Odaları

Basma eserler bölümünün, 100 kişilik okuma salonu bulunur. Kütüphane, 18. Yüzyılın ikinci yarısında kapatılmış olan Augustin Manastırı’nın eski kütüphanesidir. Salonla birleşen bir koridor boyunca sıralanan eski papaz hücreleri, şimdi çalışma ve etüt odası olarak hizmet vermektedir.

Avusturya Müzeleri

Museumsquartier, 60.000 m2’lik geniş bir alana yayılmış, avlusunda bir kaç değişik müzenin olduğu, müze alanıdır. Burada karşılıklı duran, Sanat Tarihi Müzesi (Kunsthistorisches Museum) ve Doğa Tarihi Müzesi (Naturhistorisches Museum) bulunur.

1) Viyana Doğa Tarihi Müzesi: Bu müze, dünyanın farklı yerlerinden toplanmış meteor parçaları ve farklı yerlerde bulunmuş fosilleri sergiliyor. Doğanın sanatla harmanlandığı bir müze gezmek için alternatifi az bulunacak cinsten bir müze… Müzenin eserlerinin çoğu, Maria Teressa’nın eşi François de Lorraine’nin koleksiyonlarından oluşmaktadır.

2) Sisi Müzesi: Hofburg Sarayı içerisinde yer alır. Detaylar için bknz Horfburg Sarayı yazısına…

3) Albertina Müzesi: Viyana’nın önemli müzelerinden birisidir. Albertina Müzesi’nde 65.000’den fazla çizim, taşbaskı, gravür, ağaç baskı ve grafik çalışmaları bulunur. Bunların yanı sıra müzede dünyaca ünlü sanatçıların da eserleri sergilenmektedir. Bunlar: Leonardo da Vinci, Raffael, Miachalengelo ve Rubens’dir.

4) Sanat Tarihi Müzesi

İmparator Joseph’in hanedanlığı döneminde sahip olduğu eserleri korumak istemiştir. Bu amaçla da 1891 yılında açılmıştır. Müzenin içinde harika heykeller ve çok güzel resimler bulunmaktadır. Bu sebeple bence kaçırılmaması gereken bir müzedir.

5) Leopold Müzesi: Rudolf Leopod ve eşinin büyük bir emekle topladıkları sanat eserlerini bağışlamaları, devlet ve Avusturya Merkez Bankası’nın desteğiyle 2001 yılında açılmış bir müzedir. Müzede, Egon Schiele ve Gustav Klimt gibi önemli ressamların resimleri sergilenmektedir.

6) MUMOK (Museum Moderner Kunst) Müzesi

1962 yılında kurulmuştur. Sanatsever Peter Ludwig ve eşinin 200’den fazla eser ile birlikte yeni eserlerin katılımıyla oluşmuş bir müzedir. Resim ağırlıklı bir müzedir. Pablo Picasso’nun da eseri bulunur.

7) ZOOM Çocuk Müzesi: Çocuklara yönelik olarak 1994’te kurulmuştur. Sanatı, çocuklarla buluşturmaya ve çocuklara küçük yaşlarda sanatı sevdirmeyi amaçlamış bir müzedir.

8) Mimarlık Müzesi:  Bir mimarlık merkezi olarak: mimarlık ve binalara ilgi duyan herkes için bir sergi alanı, akademik araştırma ve modern kültürel hizmet sağlayan bir müzedir.

9) Tussaud Balmumu Heykel Müzesi (Madame Tussauds): Ünlülerin balmumundan heykellerini görebileceğiniz müzenin bir şubesi de Viyana’dadır.

10) Teknik Müze: Teknik müze, hem kentin hem de ülkenin sanayi tarihini kullanılan araçlarla anlatıyor. Müzede gerçek lokomotiflerden büyük buhar makineleri ve döküm kazanlarına kadar pek çok orijinal malzeme bulunur.

Bunların yanı sıra Tramvay Müzesi, Askeri Müze, İşkence Müzesi gibi daha birçok müze de bulunur. Viyana’da çeşit çeşit müze bulmak kolay, zor olan ise müzelerden müze beğenmek 🙂

Avusturya’da müze çok olduğu ve Avrupa’da paraların çoğu da müzelere gittiği için ben kendi ilgi ve beğenime göre birkaç müzeyi gezip, görüp müze işine noktayı koyuyorum.

Figen Karaaslan Seyyahça © Haziran 2017

YORUM BIRAK

İlgili Yazılar
Figen Karaaslan
Türkiye

Kendim için modern bir Seyyah Kadın gezgin diyebilirim. Yaşamın, bir yol ve yolculuk olduğuna inanıyorum. Seyahat etmeyi, insanı içsel yolculuklara taşıdığını düşündüğüm için seviyorum. Bu sebeple de, fırsat buldukça bir seyyah gibi geziyorum ve yolculuk yapıyorum. Yaşam yolunda yolculuk ederken; 2014 yılında, Yaşamı Kullanma Kılavuzu isimli kitabı yazdım ve yayınlattım. Mersin Üniversitesi Seyahat İşletmeciliği ve Yakın Doğu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. Yaşamın, paylaşıldıkça zenginleştiğine ve anlamlandığına inandığım için de, gördüklerimi ve yaşadıklarımı; Modern Seyyahın Seyahatnamesi, Seyyahça’da yazarak paylaşıyorum.